YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/944
KARAR NO : 2011/9961
KARAR TARİHİ : 23.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davacı …’ın 17.9.1999 tarihinde davalı hastanede doğum yaparak, … … doğduğunu, bir müddet sonra çocuğunun kollarını kullanamadığının anlaşıldığını, yaptırılan tetkiklerde çocuğunun kollarını kullanamamasının doğumda yapılan yanlış müdahale nedeniyle meydana geldiğinin anlaşıldığını, davalının kusuru nedeniyle çocuğunun hayatı boyunca bakıma muhtaç olacağını ileri sürerek 1000 TL maddi 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, zamanaşımı definde bulunup, kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle, manevi tazminat talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davacı …’ın davalı hastanede 17.9.1999 tarihinde doğum yaptığını, doğumdan sonra yanlış müdahale nedeniyle çocuklarının kollarını kullanamadığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebiyle eldeki davayı açmışlardır. Davalı tarafından, süresinde zamanaşımı definde bulunulmuş, mahkemece 1219 sayılı kanunun 6. ve 71. maddeleri uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresi nazara alınarak manevi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı …’ın 17.9.1999 tarihinde davalı hastanede doğum yaptığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacılar, doğumdan bir müddet sonra çocuğun kollarını 2011/944-9961
kullanamadığını anladıklarını belirttiklerine göre bu tarihte zararı öğrendiklerinin kabulü gerekir. Zararın varlığının öğrenildiği tarihte davacıların dava açma hakkı doğar ve zamanaşımı süresi de işlemeye başlar. Zararın varlığının öğrenilmesi zamanaşımının başlaması için yeterli olup, ayrıca zararın kapsam ve miktarının öğrenilmesi, zamanaşımının başlaması için bir koşul olarak aranmamaktadır. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesine dayanmaktadır. BK’nın 126/4. maddesine göre vekalet sözleşmesinden doğan davalar beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Davacılar, 17.9.2008 tarihinde … bu davayı açtıklarına göre 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Mahkemece ,bu gerekçeyle manevi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken olayda uygulanma yeri olmayan 1219 sayılı kanunun 6 ve 71. maddeleri esas alınmak suretiyle zamanaşımı süresinin hesaplanarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilerek onanması HUMK 438/son maddesi gereğidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle davacılar tarafından temyiz edilen ve sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.