YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3696
KARAR NO : 2011/5054
KARAR TARİHİ : 15.04.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 08.12.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın … yönünden kabulüne dair verilen 23.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davacı, 159 ada 210 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, ana yola bağlantısı bulunmadığını belirterek, davalılara ait aynı ada 197, 209 ve 211 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılardan, …, …, … ve …(…) duruşmada davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, davacının …’ya karşı açtığı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit
ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Somut olayda; davacı maliki olduğu 159 ada 210 parsel sayılı taşınmaza davalılara ait aynı ada 197, 209 ve 211 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir. Mahkemece uzman bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmıştır. Fen bilirkişisinin 20.09.2010 tarihli rapor ve krokisinde 3 ayrı seçenek belirlemiş ve seçeneklerden 1. seçenek olan ve “A” harfi ile gösterilen kırmızı boyalı seçeneğin ekonomik açıdan ve zemin durumu göz önüne alındığında daha uygun olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Ancak raporun incelenmesinde bu seçeneğin diğer seçeneklere göre neden uygun olduğunun açıklanmadığı görülmektedir. Aynı şekilde ziraat bilirkişisinin 22.09.2010 tarihli raporunda da sırf seçeneklerin bedelinin hesaplandığı, seçeneklerin değerlendirmesinin yapılmadığı görülmektedir. Mahkemece de alternatiflerin değerlendirmesi yapılmadan zemin ve ekonomik açıdan 159 ada 211 sayılı parselden tesis edilecek geçit hakkının uygun olduğu belirtilerek bu güzergahtan geçit hakkı tesis edilmiştir. Dosya içinde davalı olan 159 ada 197 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının da celp edilmediği, ancak dosyada mevcut çapın incelenmesinde dava konusu yapılan taşınmazlara göre yüzölçümünün daha büyük olduğu anlaşılmaktadır. Geçit hakkı tesisinde uygun güzergah saptanırken en az zarar görecek taşınmazın belirlenmesi önemlidir. Bu ekonomik açıdan geçit bedelinin az olması anlamına gelmemektedir. Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan almaktadır. Belirlenecek güzergahlardan en az zarar görecek taşınmazdan geçit hakkı kurulması gerekir. Miktarca büyük olduğu anlaşılan 159 ada 197 sayılı parselde belirlenen ve 3. alternatif yol olan “…” renk ve “C” harfi ile gösterilen güzergahın diğer alternatiflere göre uzun olmasının dışında tercih edilmeme sebebi bilirkişilerin raporlarında ve kararlarda tartışılmamıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş; dava konusu taşınmazların tapu kayıtları eksiksiz olarak getirtilerek uzman bilirkişilerin katılımı ile yeniden keşif yapılarak alternatifleri belirlemek ve bilirkişilerden her güzergahın zemin durumu, geçit tesisine elverişli olup olmadığı, yükümlendirilecek taşınmazların genel durumu, kullanım şekli, geçit kurulması durumunda meydana gelecek değişiklikleri gösterir keşfi incelemeye elverişli rapor alınarak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır. Mahkemece alternatifler tartışılmadan, keşif kurulmasına karar verilen güzergahın diğerlerine göre neden tercih edildiği belirtilmeden, sırf ekonomik olduğundan bahsederek eksik incelemeyle davanın 159 ada 211 sayılı parsel yönünden kabulüne karar verilmesi doğru ./..
olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 15.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.