YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3584
KARAR NO : 2011/5072
KARAR TARİHİ : 18.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 27.01.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, dava konusu parsellerin tapu kaydında yanlış yazılan isimlerinin ve murislerinin isimlerinin nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı … yönünden dosyanın tefrikine ve ayrı esas üzerinden yapılan yargılamada mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu parsellerde müşterek malik olan davacının 166, 718 ve 1142 sayılı parsellerde tapuda “…”, yine 170 sayılı parselde tapuda “… oğlu …” yazılı kimlik bilgilerinin nüfus kaydına uygun olarak “… oğlu …” olarak düzeltilmesine, yine davacının 35, 1089, 2512 ve 329 sayılı parsellerde malik olmadığından husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 1027. maddesi gereğince tapuda isim düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle davacının çelişkili beyanları tavzih ettirilerek dava konusu parsellerde murisi babasının isminin mi yoksa kendi isminin mi düzeltilmesini istediği açıkça sorulup nüfus kayıtları getirtilerek dava konusu taşınmazların
tesciline esas tapulama tutanaklarının edinme sebebinde yapılan açıklamalarda 27.08.1950 tarihinde “… oğlu …” mirasçıları adına tescil edildiği belirtildiğinden kayıt maliki ile ismi düzeltilmesi istenen kişinin nüfus kayıtları ile irtibat kurulup denetlenmesi sağlanarak ve yukarıda belirtilen ilkelere uygun inceleme ve araştırma yapılıp ismi düzeltilmesi istenen şahıs ile kayıt malikinin aynı kişi olup olmadığı kesin bir şekilde saptandıktan sonra neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.