YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6655
KARAR NO : 2011/7697
KARAR TARİHİ : 13.06.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.09.2009 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 649 parsel sayılı taşınmazına komşu olan davalıya ait taşınmazlar üzerindeki ağaçlar ve ahırın taşınmazına zarar verdiğini belirterek elatmanın önlenmesi ve kal isteminde bulunmuştur.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalıya ait 2573 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ahıra ilişkin kurulan hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece 2573 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 19 adet ağacın kökleri ile birlikte sökülerek kaldırılmasına karar verilmiştir. Hükme esas alınan 14.06.2010 tarihli bilirkişi raporu ve ekindeki krokide sökülmesine karar verilen toplam 19 adet ağacın 2573 sayılı parselle birlikte 2574, 2575, 2576 parseller üzerinde de kaldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda sayılan parsellerden 2574 ve 2575 parsel sayılı taşınmazlar elbirliği mülkiyet rejimine tabi olup, davacı da dava konusu taşınmazlarda pay sahibi bulunmaktadır.
Elbirliği halinde mülkiyette, somut olayda olduğu gibi mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Türk Medeni Kanununun 701 ila 703. maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği
bulunmadığından ortaklardan her birinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir.
Türk Medeni Kanununda bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki açtığı bu davaya devam edilebilmesi için kural olarak öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri ya da davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı mahkemece re’sen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Türk Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceği gözardı edilerek, çekişmenin esasının incelenip davanın kabulü doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; hüküm fıkrasında sökülmesine karar verilen ağaçların 2573 sayılı parsel sayılı taşınmazda bulunduğu belirtilmiştir. Ancak sökülmesine karar verilen ağaçların 2573 parselle birlikte 2574, 2575, 2576 sayılı parseller üzerinde de kalması nedeni ile infazda tereddüt yaratacağı gözetilmeden HUMK’nun 388. ve 389. maddelerine aykırı olarak karar verilmesi yerinde değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 27.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.