Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/16176 E. 2011/11481 K. 14.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16176
KARAR NO : 2011/11481
KARAR TARİHİ : 14.07.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 5.4.2004 tarihinde davalı şirkette pilot olarak işe başladığını, davalı tarafından, ulusal ve uluslararası sivil havacılık kurallarının emredici hükümleri ihlal edilerek uçuş limitlerinin üstünde ve mecburi dinlenme saatlerine uyulmadan uçuşlara gönderildiğini, öte yandan maaş ve uçuş tazminatlarının da zamanında ödenmediğini, ödense de taksitler halinde ödendiğini, ek görevlerinin ücretlerinin ve yurt içi harcırahlarının ödenmediğini, bu şekilde kendisi için çekilmez hal yaratan sözleşmeyi, 4.7.2005 tarihli ihtarname ile haklı nedenlerle feshettiğini, sözleşmenin yanında 3 yıllık çalışma zorunluluğu getiren aksi halde 19.210 euro teminat ödemeyi içeren taahhütnamenin imzalatıldığını ileri sürerek, taahhüt senedi ve sözleşmeden dolayı borçlu olmadığının tesbitine ve teminat senedinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak haksız şekilde feshettiğini, kaldı ki , davacının haklı fesih sebeplerini öğrendiği andan itibaren uygun bir süre içinde … akdini feshetmesi gerektiğini, sözleşmenin ve taahhütnamenin tarafların hür iradesi ile imzalandığını, davacının başka
Işe başlamak amacıyla akdi feshettiğini, iyiniyetli olmadığını, fesih sebeblerinin de dayanaksız, hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacının teminat senedinden dolayı 14.415 euro borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının 5.4.2004 tarihinde davalı şirkette pilot olarak göreve başladığı, 4.7.2005 tarihli ihtar ile sözleşmeyi feshettiğini davalıya bildirdiği anlaşılmaktadır. Davacı, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, azami uçuş sürelerine uyulmadığını, maaş ve tazminatlarının eksik ödendiğini vb. nedenlerle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini bildirmiş, davalı ise feshin haksız olduğunu savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşmenin davacı tarafından tek taraflı olarak feshedilmesinin haklı olup olmadığı ve davacının imzalamış olduğu sözleşme hükümleri nedeniyle davalıya karşı borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu raporunda özetle, aylık ücretlerinin sözleşmede öngörülen sürelerde ödenmediği, 15.8.2004-19.8.2004 arasında uçuş limitlerine uyulmadığı, lisans kaybı sigortasının geç yapıldığı açıklanmış ve mahkemece de aynı gerekçelerle dava kabul edilmiştir. Davalı ise, davacının fesih tarihine kadar bu yönde herhangi bir itiraz ve şikayetinin bulunmadığını, hak ettiği tüm maaş ve uçuş tazminatlarının ödendiğini, şirkette çalışırken Türk Hava Yollarına … başvurusunda bulunduğunu, … başvurusunun kabul edilmesi akabinde … akdini feshettiğini, bu şekildeki davranışın objektif iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu bildirmiştir.
Gerçekten de, dosya kapsamına ve Türk hava Yollarından gelen yazıya göre, davacının, 4.7.2005 tarihinde … başvurusunda bulunduğu, 7.11.2005 tarihinde işe başladığı, 4.7.2005 tarihinde davalı ile arasındaki … akdini feshettiği, 16.9.2005 tarihinde de eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davacının fesih bildiriminde haklı fesih nedeni olarak ileri sürdüğü olayların 2005 yılı öncesine ait olup, davacının sözleşme süresince bu uygulamalara itirazda bulunmayıp sessiz kaldığı, ek görevlendirmeye ilişkin de bir ücret talebinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yine dava konusu sözleşme, Borçlar Kanunu hükümlerine tabi bir sözleşme olup, mevcut uygulamaya davacı uzun süre ses çıkarmamış ise, daha sonra somut olayda olduğu gibi, daha iyi şartlarda bir … başvurusunun kabul edilmesinden sonra bu hakkın ileri sürülmesi MK.nun 2. maddesinde belirtilen iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz ve hukuken himaye edilemez. Açıklanan
nedenlerle, davacının sözleşmeyi feshinin haksız olduğunun kabulü gerekir. Yine bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin ve taahhütnamenin sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde düzenlenmiş, özel hukuk hükümlerine tabi olarak yapılan bir sözleşme olduğu gözetilerek, hükümleri değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA,825.00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 14.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.