YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2185
KARAR NO : 2022/951
KARAR TARİHİ : 10.02.2022
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL – TENKİS – ECRİMİSİL
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tenkis ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince verilen 21/01/2021 tarihli, 2018/1633 Esas – 2021/81 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 10.02.2022 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … geldi. Davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan babaları …’un 634 ada 17 parsel sayılı taşınmazını davalı oğluna 28/09/2006 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiğini, devir sırasında mirasbırakanın fiil ehliyetinin bulunmadığını, işlemin geçersiz olduğunu, ehliyetli olsa dahi yapılan devrin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, mirasbırakanın tek taşınmazını , tek erkek evladına temlik ettiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise, ayrıca mirasbırakanın ölüm tarihinden itibaren belirlenecek ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişler, yargılama devam ederken ecrimisil taleplerini atiye bıraktıklarını bildirmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, iddiaların haksız ve yersiz olduğunu, mirasbırakanın dava konusu taşınmazdaki 8/16 payından 3/16 payını üzerinde bırakarak, 5/16 payını ölünceye kadar bakma akdi ile kendisine devrettiğini, bakım akdinin gereklerini yerine getirdiğini, mirasbırakanın temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/04/2018 tarihli ve 2011/607 E., 2018/246 K. sayılı kararıyla; mirasbırakanın hukuki işlem ehliyetini haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile anlaşıldığı, temlikin bakım karşılığı yapıldığı, mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığı gerekçesiyle iptal-tescil ve tenkis isteklerinin reddine, ecrimisil isteği yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
2.1. Davacılar vekili istinaf itirazlarında
Mirasbırakanın ölünceye kadar bakım akdini yapmakta haklı ve makul bir nedeni olmadığını, mirasbırakanın sağlığında hak dengesini gözetir bir paylaştırma da yapmadığını, temlik edilen payın mirasbırakanın tüm mal varlığının önemli bir bölümünü oluşturup, makul sınırın aşıldığını,temlikteki amacın davacı kız çocuklarından mal kaçırmak olduğunu, mirasbırakanın Bağ-kur ve yurt dışından emekli maaşları ve kira gelirlerinin olduğunu, bakıma muhtaç olmadığını ileri sürerek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.2. Davalı vekili istinaf itirazlarında
Mahkemece dava reddedilmesi nedeniyle harcı tamamlanan dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, ayrıca davacıların ecrimisil talepleri yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden, bu talep yönünden de lehlerine ayrıca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bu yönden düzeltilmesini istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21/01/2021 tarihli ve 2018/1633 E., 2021/81 K. sayılı kararıyla; mirasbırakanın akit tarihinde ehliyetli olduğunun Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit olduğu,tanık beyanlarıyla murisin ölünceye kadar davalı tarafından bakıldığının belirlendiği, temlik edilen payın makul olduğu,mirasbırakanın taşınmazdaki tüm payını temlik edebilecekken 3/16 payını uhdesinde tuttuğu, mirasbırakanın iradesinin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olmadığı, ölünceye kadar bakma akdinin ivazlı akitlerden olup, tenkis iddiasının dinlenemeyeceği, 105.625,00 TL dava değeri üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak davanın reddine ancak davalı vekili lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 13.984,38 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere, davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9. maddesi, şahsın hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlanmış. 10. maddesi de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek “ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü” eylem ve işlem ehliyeti olarak da tarif edilerek, aynı Yasa’nın 13. maddesinde “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu Yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.
Hemen belirtmek gerekir ki, TMK’nın 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. Bu ilke 11.6.1941 tarihli ve 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da aynen benimsenmiştir.
Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında; bir kimsenin ehliyetinin tespitinin şahıs ve malvarlığı hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar.
Bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta gözlem (müşahede) kağıtları, film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar 6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282. maddesinde belirtildiği gibi bilirkişinin “oy ve görüşü” hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.
Hele ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Dairesinden rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen TMK’nın 409/2. maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür.
3.2.2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK m. 19). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur. Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle (IV/3) no.lu paragrafda yer verilen yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre Bölge Adliye Mahkemesince yazılı olduğu üzere karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 10.02.2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.