YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10030
KARAR NO : 2022/1342
KARAR TARİHİ : 21.02.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasındaki davadan dolayı Erdemli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 18/12/2019 tarihli ve 2019/317 E. 2019/594 K. sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan Dairenin 01/04/2021 tarihli ve 2020/3177 E., 2021/1983 K. sayılı kararının düzeltilmesi süresinde taraf vekillerince istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar, mirasbırakan Teslime Alan’ın 137 ada 33 parsel, 215 ada 3 parsel ve 3 ada 8 parsel sayılı taşınmazlarını ara malik kullanmak suretiyle çocukları olan davalılar … ve …’e temlik ettiğini, işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının miras payları oranında iptali ile adlarına tescilini ve son beş yıllık ecrimisil bedelinin tahsilini istemişlerdir.
II. CEVAP
1.Asıl ve birleştirilen davada davalı …, temliklerin ölünceye kadar bakım akdi ile gerçekleştiğini, ticari nedenlerle sattığı taşınmazlarını ekonomik durumu iyi olunca tekrar satın almış olabileceğini, bunun muvazaalı olduğu anlamına gelmeyeceğini, ecrimisil şartlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Diğer davalılar, savunma getirmemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05/01/2016 tarihli ve 2012/646 E., 2016/7 K. sayılı kararıyla; birleştirilen davada davacı … yönünden, mirasçı olmadığından davanın reddine, diğer davacılar yönünden muvazaa iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 13/03/2019 tarihli ve 2016/6823 E., 2019/1771 K. sayılı kararıyla; ”.. davacı tanıklarının dava konusu temliklerin mal kaçırma amaçlı yapıldığı yönünde somut ve inandırıcı beyanları bulunmadığı gibi dosya kapsamındaki tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde davacıların muvazaa iddiası kanıtlanamamıştır. Hal böyle olunca, kararı temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kabul edilmesi isabetsizdir.” gerekçesiyle mahkemenin kararı bozulmuştur.
3. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 18/12/2019 tarihli ve 2019/317 E., 2019/594 K. sayılı kararıyla; davalı … yönünden asıl ve birleştirilen davanın reddine, diğer davalıların hükmü temyiz etmemiş oldukları ve kararın asıl ve birleştirilen davada davacılar yönünden usûli kazanılmış hak teşkil ettiği göz önüne alınarak diğer hususlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ve asıl ve birleştirilen davada davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
5.1. Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili, temyiz dilekçesinde özetle; davalılardan …’in, kararı temyiz etmediğini, muvazaalı işlem yaptığını kabul ettiğini, temlikin muvazaalı olduğunu bildirerek, davalı … yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
5.2. Asıl ve birleştirilen davada davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve esas yönünden bozulması gerektiğini, gerekçeli kararda sanki iki ayrı dava varmış gibi iki ayrı harç, masraf ve iki ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, tanıkların dinlenmesi talebinin Mahkemece sebepsiz yere reddedildiğini, bilirkişi raporuna ecrimisilin yüksek olması nedeniyle yapılan itirazın, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına dair talebin Mahkemece kabul edilmediğini, Yargıtay bozma kararı ile müteveffa … ile aynı şartlara sahip olan davalı … için de hak doğduğunu, aynı sebeplerle, yani dava konusu taşınmazlar mirasbırakan tarafından … ve … ölünceye kadar bakım karşılığı verilmiş olduğundan davanın … yönünden de reddedilmesi gerektiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla, kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
6.Onama İlamı
Dairenin 01/04/2021 tarihli ve 2020/3177 E., 2021/1983 K. sayılı kararıyla; mahkeme kararı onanmıştır.
V. KARAR DÜZELTME
1.Karar Düzeltme Yoluna Başvuranlar
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı … vekili ve katılma yoluyla asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
2.Karar Düzeltme Nedenleri
2.1. Asıl ve birleştirilen davada davalı … vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve esas yönünden bozulması gerektiğini, gerekçeli kararda sanki iki ayrı dava varmış gibi iki ayrı harç, masraf ve iki ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, tanıkların dinlenmesi talebinin Mahkemece sebepsiz yere reddedildiğini, bilirkişi raporuna ecrimisilin yüksek olması nedeniyle yapılan itirazın, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına dair talebin Mahkemece kabul edilmediğini, Yargıtay bozma kararı ile davalı … ile aynı şartlara sahip olan davalı … için de hak doğduğunu, aynı sebeplerle, yani dava konusu taşınmazların mirasbırakan tarafından … ve … ölünceye kadar bakım karşılığı verilmiş olduğundan davanın … yönünden de reddedilmesi gerektiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla, Dairenin onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.2.Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili (katılma yoluyla) karar düzeltme dilekçesinde özetle; davalılardan …’in karara itiraz etmeyerek kararın kesinleşmesini sağladığını, kararın kesinleştiğini, davalı vekilinin daha sonra vekalet sunarak kararın bozulmasını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın davanın reddine karar verilen … yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1.Uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.2.2. Öte yandan muvazaa iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. HMK’nın 190. madde ve TMK’nın 6. madde hükümleri gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir.
3.2.3.Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır.
3.3. Değerlendirme
3.3.1.Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, kararın (IV./2.) no.lu paragrafta yer verilen hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılmasına, kararın (IV./3.) no.lu paragrafta yer verilen Mahkeme kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, özellikle davacı … dışındaki davacılar yönünden davanın kabulüne ilişkin önceki hükmün davalı … tarafından temyiz edilmeyerek kesinleştiği gözetilerek, davalı … yönünden asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tarafların sair karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
3.3.2.Ancak, kararın (V/3.2.3.) no.lu paragrafta değinildiği üzere hakim infazı kabil karar vermekle yükümlüdür. Somut olayda, davalı …’in 13/08/2017 tarihinde öldüğü ve mirasçılarının davaya dahil edildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan bozma ilamından önce asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilerek; tapu iptali ve tescil isteği ve hükmedilen ecrimisil ile ilgili olarak alınması gereken harç ve yargılama giderleri yönünden davalılar arasında bir ayrım yapılmaksızın ortak hüküm kurulmuştur. Bozma ilamından sonra ise davalı … yönünden asıl ve birleştirilen davanın reddine; diğer hususlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de hükmün bu şekliyle kesinleşmesi halinde infazda tereddüt oluşturacağı açıktır.
3.3.3. Hal böyle olunca; anılan hususun 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesi gereği re’sen nazara alınması gerektiğinden, bozma ilamı sonrasında; ölen davalı … dışındaki davalılar bakımından, tapu iptali, tescil ve ecrimisil talepleriyle ilgili olarak kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken harç ve yargılama giderlerinden davalıların sorumlu olacakları miktarlar ve usuli kazanılmış hak ilkeleri değerlendirilerek, davalı …’un ölümü nedeniyle taraf sıfatı kalmadığından mirasçılarının taraf olacağı da gözetilmek suretiyle, davanın reddine ve kabulüne yönelik yeniden hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
VI. SONUÇ:
1.Kararın (V/3.3.1.) no.lu paragrafında açıklanan nedenlerle; tarafların yerinde bulunmayan sair karar düzeltme taleplerinin reddine,
2.Kararın (V/3.3.2.) ve (V/3.3.3.) no.lu paragrafında açıklanan hususlar, karar düzeltme isteği sırasında yeniden yapılan inceleme ile saptandığından taraf vekillerinin karar düzeltme isteğinin (6100 sayılı Yasa’nın geçici 3.maddesi yollamasıyla) HUMK’un 440. maddesi gereğince kabulü ile Dairenin 01/04/2021 tarihli ve 2020/3177 Esas ve 2021/1983 Karar sayılı onama kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Yerel Mahkemece kurulan 18/12/2019 tarih ve 2019/317 Esas ve 2019/594 Karar sayılı hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harçlarının ve önceki alınan onama harçlarının yatıranlara iadesine, 21/02/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.