Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2021/4519 E. 2022/2322 K. 21.04.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4519
KARAR NO : 2022/2322
KARAR TARİHİ : 21.04.2022

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından yapılması düşünülen Antalya Kundu projesindeki bir kısım imalatla ilgili olarak davalı yükleniciye 07.04.2015 tarihinde 20.000-USD gönderildiğini, söz konusu imalatın yapılmaması üzerine davalı yükleniciden ihtarname ile iadesinin talep edildiğini, ancak davalının talebe olumsuz yanıt vermesi üzerine alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 07.04.2015 tarihli sözleşme ile davacının yapımını üstlendiği AHK&Kundu villa projesinin dış cephesinin alüminyum üzeri ahşap kaplama ürünleri ile kaplanması işini aldığını, işin toplam bedelinin 193.656,39-USD olduğunu, davacı tarafından 20.000-USD avans ödemesi yapıldığını, davacının talimatları doğrultusunda uygun şekilde ölçüm ve çizimler yapıldığını, numune ve kalıplar hazırlandığını, ancak davacının geçerli bir sebep yokken sözleşmeden döndüğünü, sözleşmeden karşı tarafın kusuru olmadan dönen tarafın diğer tarafın kar kaybını ve bu iş nedeniyle yapmış olduğu masrafları ödemesi gerektiğini, davalının bu iş nedeniyle yatırılan avanstan daha fazla zararının söz konusu olduğunu, alacaklarının avanstan mahsubu gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, yatırılan avansın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının iddia ettiği masraflar ile harcamaların ise ticari defterlerde kayıtlı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davalının kararı istinaf etmesi sonucunda Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince de istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı yüklenici tarafından davacı iş sahibinin üstlendiği Antalya/ Kundu villa yapım işinin dış cephe kaplamasının yapılması konusunda 07.04.2015 tarih ve 193.656,39USD dolarlık proforma fatura düzenlendiği, söz konusu proforma fatura altının davacı tarafından imzalandığı, böylelikle taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece de taraflar arasında sözleşme ilişkisi olduğu kabul edilmiştir. Davacı sözleşme uyarınca aynı gün davalıya 20.000-USD avans ödemesinde bulunmuş, Antalya 9. Noterliğinin 17.05.2016 tarih ve 9861 yevmiye nolu ihtarı ile imalatın gerçekleşmediği gerekçesiyle ödenen avansın iadesini talep etmiştir. Davacı tarafından davalıya gönderilen 30.05.2016 tarihli mailde, davacının müteahhitlik işi yaptığı, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca arsa sahibini yapılacak iş konusunda ikna edemediklerinden malzeme iptaline gitmek zorunda kaldıkları belirtilmiştir. Tacir, ticari işletmesi ile ilgili olarak, sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamasında basiretli bir iş insanı gibi davranma yükümlülüğü altındadır. Bu kapsamda her tacir, ticari faaliyetleri kapsamında ileride doğabilecek riskleri düşünmeli ve borcun ifasını engelleyebilecek durumları önceden değerlendirmelidir. Somut olayda da, davacı iş sahibi, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca dava dışı arsa sahibi ile aralarındaki ilişkiyi netleştirmeden davalı yüklenici ile sözleşme ilişkisine girmesinde kusurlu davrandığından sözleşmenin feshinde haksızdır. Haksız fesih halinde davalı yüklenici kâr kaybı isteyebilir. Kâr kaybı hesabının da Yargıtayın yerleşmiş kararlarına göre 6098 sayılı TBK 408.madde 2.cümlesinde belirtilen kesinti yöntemine göre yani; yüklenicinin fesih sebebiyle yapamadığı sözleşme konusu işlerin geri kalan kısmından dolayı mahrum kaldığı kâr kaybının sözleşmenin feshi tarihindeki bedelinin (eser tamamlanmış, borç ifa edilmiş olsaydı yüklenicinin eline geçecek bedel ile sözleşmesine göre yapılan imalât sebebiyle yükleniciye ödenen ya da ödenecek bedel farkı) tespit edilmesi, bulunacak bu bedelden yüklenicinin işi fesih sonucu tamamlamaması sebebiyle sağladığı tasarruf (malzeme, işçilik, sigorta, vergi vs. masraflar) ile bu süre içinde başka bir iş yapıp çalışmışsa ya da başka bir iş yapmaktan kaçınmışsa kazanabileceği miktarlar belirlenip bulunacak bu miktarların ilk olarak bulunan yapılmayan iş bedelinden çıkartılarak yapılması gerekir. Mahkemece bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı gibi kararda herhangi bir değerlendirmede de bulunulmamıştır.
Sözleşmenin haksız feshi halinde TBK’nın 125. maddesi uyarınca davalı yüklenici menfi zararlarının ödetilmesini de isteyebilir. Menfi zarar uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Somut olayda, davalı yüklenici sözleşme uyarınca dış cephe kaplaması için ölçüm ve çizimler yaptığını, numune ve kalıplar hazırladığını savunmuş ise de, mahkemece bu konuda konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmadan, sadece defter incelemesi yapan mali müşavir bilirkişi raporuna göre değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
O halde mahkemece yapılması gereken iş; 6100 Sayılı HMK’nın 266. maddesi uyarınca konusunda uzman yeniden oluşturulacak mimar ve mali müşavir bilirkişi kurulundan gerektiğinde mahallinde keşif de yapılarak az yukarıda açıklandığı üzere kesinti yöntemine göre kâr kaybı hesabı ile davalı yüklenicinin menfi zarar kapsamında sözleşme konusu işle ilgili yaptığı masrafların hesaplanması için denetime elverişli rapor alınması, davalı yüklenici lehine alacak hesabı yapıldığı takdirde davalının mahsup savunması da dikkate alınarak davacının talep ettiği avansın iadesinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilerek sonucuna uygun karar vermekten ibaret olmalıdır.
Eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu verilen karar doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ise bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, 21.04.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.