Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/17424 E. 2011/5990 K. 18.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/17424
KARAR NO : 2011/5990
KARAR TARİHİ : 18.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı avukat olduğunu, davalıyı idare Mahkemesinde temsil etmek için 18.7.2006 tarihli ücret sözleşmesinin düzenlendiğini, idare mahkemesinde davalıyı temsil ettiğini, idare mahkemesinin karar vermesinden sonra davalının kendisini haksız olarak azlettiğini, ücret sözleşmesinde kararlaştırılan ücreti ödemeyen davalının takibe de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, idare mahkemesinde görülen davayı başka avukatın takip ettiğini, o davanın da sonuçlandığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının ücrete mahsuben aldığı 1.000 TL.nin mahsubu sonucu itirazın 9.000 TL üzerinden iptaline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde ,İİK 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce icra inkar tazminatına hukmedilebilmesi için borclunun takip sırasında odeme emrine itiraz etmesı alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. Ayrıca alacağın 2010/17424-2011/5990
likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte yada bilmesi gerekmekte, boylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın mutlaka bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan bu yasal kurallar ve ilkeler ışığında alacağın likit olduğunun kabulü zorunlu olup, mahkemece asıl alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hukmedilmesi gerekirken, yanlış degerlendirme sonucu istemin reddedilmıs olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün üçüncü bendinin hükümden çıkartılarak yerine aynen “davacı lehine hüküm altına alınan asıl alacak uzerinden % 40 icra-inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 320,55 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, 18.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.