YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3436
KARAR NO : 2011/5058
KARAR TARİHİ : 15.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.07.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Satış vaadi sözleşmesinin borçlusu olan … mirasçıları, taşınmazların vasiyetname ile kendileri dışında bir kişiye verildiğini, taşınmazlarda payları bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, satış vaadine konu parseller elbirliği mülkiyetine tabi olduğundan ve elbirliği mülkiyetinde ortakları dışında bir başkasına satışın hüküm ve sonuç meydana getirmeyeceğinden söz edilerek dava reddedilmiştir.
Hükmü, vaat alacaklısının mirasçıları davacılar temyiz etmiştir.
22.08.1974 tarihli satış vaadi sözleşmesinin konusu 556 ada 2 ve 570 ada 3 sayılı parsellerdeki davalıların murisine ait 864/414720 paydır. Kadastro mahkemesi hükmünden taşınmazın mahkemenin kabul ettiğinin aksine elbirliği mülkiyetine değil, paylı mülkiyet rejimine tabi olarak tapuya tescil edildiği ancak, kayıtların imar uygulaması sonucu başkaca parsellere gittiği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 688.maddesinde paylı mülkiyet “birden çok kimsenin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla
malik olmaları” şeklinde ifade edilmiştir. Bu tanıma göre paylı mülkiyetin söz konusu olabilmesi için, birden fazla kişinin bir mala paylı malik bulunması ve bu malın malikleri arasında maddi olarak paylaşılmaması gerekir. Eşya üzerindeki bu tek mülkiyet hakkı, malikler arasında bir paylı mülkiyet birliği meydana getirir. Her paydaş, mülkiyet hakkının belli bir payına sahip olur. Her pay diğerinden bağımsız, ayrıca tasarrufi işlemlere konu olabileceği için, kanun bazı istisnalar dışında payları bir bakıma taşınmaz hükmüne tabi tutmuştur. Dolayısıyla, paylı mülkiyete tabi bir taşınmaz üzerinde payın, bir üçüncü kişiye satış vaadinde bulunulması olanaklıdır.
Mahkemece, bu saptamalar gözetilmek suretiyle çekişmenin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken mülkiyet tipinin vasıflandırılmasında yanılgıya düşülerek davanın reddi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 15.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.