YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10243
KARAR NO : 2022/1092
KARAR TARİHİ : 14.02.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen, tapu iptali ve tescil istekli davada bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı, eşinin ölümünden sonra yalnız kalması, davalı kızının yurt dışında yaşaması ve oğluyla arasının açık olması nedenleriyle daha çok yakınlaştığı davalı kızının kendisine bakacağı, yurt dışına götüreceği, birlikte yaşayacakları, tüm ihtiyaçlarını karşılayacağı şeklindeki telkini sonucu önce dava dışı 6 parsel sayılı taşınmazını 25.08.2006 tarihinde, daha sonra 846 parsel sayılı taşınmazdaki 1 no’lu bağımsız bölümünü 22.11.2007 tarihinde muvazaalı ve bedelsiz şekilde satış suretiyle davalıya temlik ettiğini, zaman zaman davalının yanında kaldığını, ancak çoğunlukla bakım evinde yaşadığını, bankadaki mevduatını da davalının hesabına geçirmesinden ve üç ay birlikte yaşamalarından sonra davalının sorun çıkarıp kendisini gönderdiğini, davalıya inanarak ve güvenerek bakılacağı vaadiyle temlikte bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu 846 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1 no’lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, satış bedelini ödediğini, dava dışı kardeşi Memet Erdim’in 28.12.1989 tarihinde mirastan feragat etmesi nedeniyle davacı annesinin tek mirasçısı olduğunu, davacının bütün parasını bağışladığı Darüşşafaka Kurumunun tesislerinde kaldığını, işlemin ölünceye kadar bakma sözleşmesi şeklinde yapılmadığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25/12/2014 tarihli ve 2014/170 E. 2014/312 K. sayılı kararıyla; davanın dayandırıldığı inançlı işlem hukuki nedeninin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 18.12.2018 tarihli ve 2015/16765 E., 2018/15653 K. sayılı kararıyla;“… İddianın içeriğinden ve ileri sürülüş biçiminden davada hile hukuksal nedenine dayanıldığı anlaşılmaktadır….Öte yandan, hile (aldatma) her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Hal böyle olunca, öncelikle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması, süresinde açıldığı saptanırsa işin esasına girilip toplanan ve toplanacak delillere göre yukardaki ilkeler uyarınca irdeleme yapıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
3. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 11/03/2021 tarihli ve 2019/274 E. 2021/37 K. sayılı kararıyla; davacının hileyi öğrendiği zamanı, yurtdışından dönüş tarihinden bir süre sonra olarak belirtmiş olmasına karşın, hak düşürücü sürenin dolmadığını ispatlayamadığı, hak düşürücü sürenin geçmesinin esasa dair hakkın kaybına yol açacağı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davacının, davalı kızı tarafından Türkiye’ye gönderilmesinden sonra çok ciddi sağlık problemleri yaşadığını, hasatanede tedavi gördüğünü, bu nedenle yurt dışından döner dönmez dava açamadığını, sağlıklı düşünür hale geldikten sonra dava açmaya karar verdiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır.
6.2.2. 6098 s. TBK 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
6.2.3. 6098 s. TBK’nın 39. maddesinde “Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.” düzenlemeleri yer almaktadır.
6.3. Değerlendirme
(IV/2.) numaralı paragrafta yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak, (6.2.1.), (6.2.2.) ve (6.2.3.) numaralı paragraflarda belirtilen yasal düzenlemelere uygun olarak (IV/3.) numaralı paragrafta yer verilen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,30 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 14/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.