YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6446
KARAR NO : 2011/7492
KARAR TARİHİ : 08.06.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.04.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı ile 27 parsel sayılı taşınmazda müşterek malik olduklarını davalının taşınmaz üzerine kendinden habersiz ve izin almadan kendi payını da kapsayacak şekilde bina yaptığını belirterek payına vaki elatmanın önlenmesi,eski hale getirilmesi ve ecrimisil talebinde bulunmuştur.
Davalı 14 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki evin 1945 yılında yapıldığını,1978 ve 1985 yıllarında üzerine kat ilave ettiğini, 3194 sayılı Kanunun 18.maddesi gereğince yapılan uygulama sonucu 27 parsel sayılı taşınmazda davacı ile müşterek paydaş olduklarını, 3194 sayılı Kanundan doğan hak gereğince oturduğunu,davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece paydaşlığın imar uygulaması ile oluştuğu sorunun ortaklığın giderilmesi ile çözümleneceği gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu 27 sayılı parsel 427 m2 yüzölçümünde olup tapuda davanın tarafları ve dava dışı Kırıkkale Belediyesi adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlıdır.
Türk Medeni Kanununun 688. maddesinde paylı mülkiyet “birden çok kimsenin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olmaları” şeklinde ifade edilmiştir. Bu tanıma göre paylı mülkiyetin, söz konusu olabilmesi için birden fazla kişinin bir mala paylı malik bulunması ve
bu malın malikleri arasında maddi olarak paylaşılmamış olmasını gerektirir. Paylı mülkiyette mülkiyet hakkına sahip olan birden ziyade kişi olmasına rağmen eşya üzerinde tek bir mülkiyet hakkı mevcuttur. Eşya üzerindeki bu tek mülkiyet hakkı malikler arasında bir paylı mülkiyet birliğini meydana getirir. Dolayısıyla, her paydaşın taşınmazın her zerresinde mülkiyet hakkı vardır.
Paylı mülkiyet rejimine tabi bir taşınmazın paylaşılması ise kuşkusuz resmi biçim koşuluna uyularak yapılmalıdır.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşların payına elatmalarının önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şüyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir. Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmazın belli bir bölümünü kullanması ve diğer paydaşların kullanmaya rıza göstermeleri o paydaşın sadece kullandığı yerin maliki olmasını gerektirmez. Kullanım, yararlanmayla ilgili olduğundan o kişiye mülkiyet hakkı sağlamaz.
Somut olayda; davacı ile davalının 27 parsel sayılı taşınmazda imar uygulaması sonucu paydaş oldukları, davacının dava konusu taşınmazda herhangi bir yer kullanmadığı sabit olduğundan davacının payına vaki el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 8.6.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.