YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2223
KARAR NO : 2022/1142
KARAR TARİHİ : 15.02.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL – TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptali-tescil, tenkis davasında davanın kabulüne ilişkin verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece; davanın reddi gerektiğine değinilerek bozulmuş; Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karar süresi içinde davacılar tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak saptanan 15.02.2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … ile temyiz edilen davalı ile vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı …, mirasbırakan annesi …’ın 4458 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırma amacıyla muvazaalı biçimde davalı oğluna devrettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı, temlikin muvazaalı olmadığını, miras bırakanın ihtiyaç nedeniyle taşınmazı devrettiğini ve satış bedelini miras bırakanın banka hesabına yatırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI-1-
Mahkemece, 29/04/2016 tarihli ve 2014/832 Esas, 2016/780 Karar sayılı kararda; mirasbırakan ile davalı arasında yapılan taşınmaz satış işleminin muvazalı olduğu, davalı ve mirasçılarının mirastan pay almalarının önüne geçmenin amaçlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. YARGITAY BOZMA KARARI
Mahkemenin yukarıdaki kararının süresi içinde davalı tarafından temyizi üzerine karar, Dairenin 09.01.2020 tarihli ve 2016/14711 – 2020/125 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafından bildirilen tek tanığın temlikin muvazaalı olup olmadığına ilişkin bir beyanda bulunmadığı, davalının tanığı olan kardeş …’nin ise taşınmazın bedel karşılığında davalıya satıldığını, satış bedelinden 2.000,00’er TL’nin ise kız kardeşler arasında paylaştırıldığını bildirdiği, bankadan gelen yazı cevabında toplam 42.500,00 TL’nin davalı tarafından mirasbırakana havale edildiği, mirasbırakanın bu hesap üzerinden davacının kredi kartı borcunu ödediği; sonuç itibariyle, temlikin muvazaalı olmadığı, davanın reddi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
V. MAHKEME KARARI-2-
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda IV. bentteki Daire bozma kararında belirtilen gerekçe benimsenmek ve tenkise konu olabilecek bir işlemin de bulunmadığı belirtilmek suretiyle 16/07/2020 tarihli ve 2020/135 Esas, 2020/169 Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davacılar tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar tekrarlanarak mahkeme kararının bozulması istenilmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun 213.) ve Tapu Kanunu’nun(TK) 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Diğer taraftan, tenkis (indirim) davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul, mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır.
Tenkise tâbi kazandırmaların neler olduğu TMK′nın 565. maddesinde belirtilmiştir.
3.3. Değerlendirme
Yukarıda değinilen ilkelere, dosya içeriğine, toplanan delillere, bozmaya uyularak benimsenen (IV.) ve (V.) no.lu paragraflardaki gerekçelere göre, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA; 20.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 3.815.00 TL duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz edenlerden alınmasına; kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 15/02/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.