YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6117
KARAR NO : 2011/7610
KARAR TARİHİ : 09.06.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.08.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.01.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca 1260 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yapılan binada B25/7 Blok 30 numaralı bağımsız bölümü 22.07.1999 tarihli sözleşme ile temlik alındığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı, çekişmeli bağımsız bölümün 27.03.2001 tarihinde davacıya teslim edildiğini, sözleşme uyarınca emlak vergisi, tapu harç ve giderleri, ve site yönetim giderlerinden davacının sorumlu olduğunu, davalının bu yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunmuş ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Emlak Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca emlak vergisinden tapu kayıt malikinin sorumlu olduğu ve tapu devredilmediğinden davacının emlak vergisinden sorumlu tutulamayacağı, site yönetim giderlerinin tahsili için davacı aleyhine icra takibi yapıldığı, davacının itiraz ettiği ve açılacak itirazın iptali davası ile tahsilinin olanaklı olduğu, davacının tapu devir harcından sorumlu olduğu gerekçesi ile 1928.85 TL tapu alım harcının davacı vekili tarafından yatırılması halinde dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2- Taraflar arasında düzenlenin 22.07.1999 tarihli sözleşmenin tapu ve masraflar başlıklı 8. maddesi “ 1-Tapuların hak sahiplerine verilme tarihleri … tarafından belirlenecektir. Hak sahibi, yürürlükteki mevzuat gereği tahakkuk eden veya sözleşmenin imzalanmasından sonraki dönemlerde tahakkuk edecek olan vergi ( KDV.vs) resim, harc, tapu ve iskan raporu masrafları vb. bilumum resmi makamlardan kaynaklanan yükümlülüklerden ayrıca sorumludur. 2- Hak sahibi, borcun tamamını ödeyip 1. bentte belirtilen masraf ve yükümlülüklerini yerine getirmediği müddetçe konutun tapuda kendi uhdesine tescil edilmesini talep edemez.” Yönetim ve İşletme giderleri başlıklı 12 maddesi ise “ Konutların tesliminden itibaren, Kat Mülkiyeti Kanununa göre gerekli yönetim organları oluşturuluncaya kadar konutların yönetim ve işletmesi … tarafından yürütülecektir. … sahip olduğu yönetim ve işletme yetkisini bizzat kullanabileceği gibi bir veya birkaç gerçek veya tüzel kişiye devredebilir. Hak sahibi buna itiraz etmeyeceğini, Kat Mülkiyetine geçilmemiş olsa bile Kat Mülkiyeti Kanununun tüm hükümlerine riayet edeceğini, konutların iskana açılması ile işletme projesinin uyğulamaya konulması arasında geçecek süre içerisinde kullanılmak üzere belirlenecek ortak gider avansını ödeyeceğini, onaylanmış işletme projesine uyacağını, belirlenecek aidat ödemelerini düzenli ve zamanında yapacağını, konutunu teslim alması bile iş bu sözleşmenin 6. maddesinin 3. bendi hükmü gereği ortak gider avansı ve ortak gider aidatını kabul ettiğini, zamanında ödenmeyen aidatlar için aylık % 10 geçikme cezası ödeyeceğini şimdiden kabul ve taahhüt eder.” hükümlerini içermektedir.
Davalı yukarıda yazılı maddelerde açıklanan mali yükümlülükleri yerine getirmek koşulu ile çekişmeli bağımsız bölümün adına tescilini talep edebilir. Açıklanan bu yükümlülükler ilgili Yasalar uyarınca davalı tarafça merciine ödenmiş olsa bile davalı ödediği bedeli açıklanan sözleşme hükümleri uyarıca davacıdan talep edebilir. Bu durumda mahkemece, yukarıda yazılı sözleşme hükümleri uyarınca davacının ödemesi gereken ya da davalının ödediği miktarlar merciinden sorulup araştırılmalı, gerektiğinde HUMK’nun 275. maddesi hükmü uyarınca uzman bilirkişi görüşüne başvurulmak suretiyle
çekişmeli bağımsız bölüme isabet eden miktar belirlenmeli, belirlenen bu miktarı davalıya ödenmek üzere depo etmesi için davacıya süre verilmeli, depo edildiği taktirde tescile karar verilmelidir.
Açıklanan bu yön nazara alınmadan yazılı olduğu şekilde yalnızca tapu alım harcının yatırılması halinde tescile karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; HUMK’nun 389. maddesinde kararda iki tarafa yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür.
Hüküm fıkrası, kararın esası olup kanunda “hüküm” kelimesi yalnız hüküm fıkrası için kullanılmıştır. Bu nedenle, hüküm fıkrasında mahkemenin neye karar verdiği açıkça yazılmalıdır. Hüküm fıkrası çok açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulmamalıdır. Dava, açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanmalı, hüküm fıkrasında asıl talep ile yardımcı talepler hakkında da karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan madde hükmü göz ardı edilerek davacı adına tesciline karar verilen taşınmaz tapu kaydı ve bağımsız bölüm numarası yazılmadan ve şarta bağlı hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 09.06.2011 tarihinde oy birliği ile karar verildi.