Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/10476 E. 2022/2579 K. 30.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10476
KARAR NO : 2022/2579
KARAR TARİHİ : 30.03.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil istekli dava sonunda Trabzon 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01/06/2021 tarihli ve 2020/170 Esas, 2021/230 Karar sayılı kararı ile davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 08/11/2021 tarihli ve 2021/1087 Esas, 2021/1171 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakan annesi …’nın maliki olduğu 139 ada 63 parsel sayılı taşınmazdaki payını davalı oğlu…’ya 18/01/1990 tarihinde, davalı …’nın da bir kısım payı 27/06/2018 tarihinde davalı dünürü …’ye, kalan kısmını da 28/06/2018 tarihinde davalı Kooperatife satış yoluyla temlik ettiğini, temliklerin kendisinden mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazda davalılar adına kayıtlı payların, miras payı oranında iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili, aynı resmi senetle davacının da mirasbırakanla birlikte dava konusu taşınmazdaki payını davalıya satış yoluyla temlik ettiğini, davacının o dönemlerde mirasbırakana birçok taşınmaz sattırdığını, davalı …’nın gayretleri sonucu dava konusu taşınmazda mirasbırakana ait payın ve davacı ile dava dışı … ile …’nin paylarının davalı …’ya devrinin gerçekleştiğini, babadan kalan taşınmazın 3. bir kişiye geçmemesi için ekonomik zorluklar yaşayarak dava konusu taşınmazdaki payları satın aldığını, mahkeme kararıyla taşınmaz üzerindeki ipoteği kaldırdığını, Hazineye olan ipotek borcunu ödediğini, satışların mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığını, dava konusu taşınmazın davalı Kooperatife yapılan temlikinin de anlaşma gereğince usule uygun olduğunu, satış işlemlerinin tamamen gerçek olduğunu, dava dışı 308 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan adına kayıtlı iken, 06/07/1994 tarihinde 6/24 payının 5/24’ünü davacıya satış suretiyle devrettiğini, davacının da 5/24 payın ½ sini dava dışı kızı İlknur’a devrettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, mirasbırakanın paylaştırma amacıyla harekete ettiği, davacıdan mal kaçırmasını gerektirir somut bir olgunun ortaya konulamadığı, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mirasbırakanın çekişmeli 12/30 payını davalıya muvazaalı olarak temlik ettiğini, mirasbırakanın, mal varlığından, kız çocuklara herhangi bir pay bırakmadığı gibi, erkek çocukları arasında da denkleştirme yapmadığını, mirasbırakanın denkleştirme amacıyla hareket ettiği yönündeki gerekçenin yerinde olmadığını, davacı tanığı …’nın mirasbırakanın damadı olup, mirasbırakana 15 yıl süreyle baktığını, davalının o dönem alım gücü olmadığını beyan ettiğini, mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, Mahkemenin bu hususu göz ardı ederek eksik inceleme ile karar verdiğini, satış bedeli ödendiğinin kanıtlanmadığını, mirasbırakana 15 yıl süreyle dava dışı damadının bakması nazara alındığında minnet duygusuyla hareket ettiğinden de söz edilemeyeceğini, diğer mirasçılara verildiği iddia edilen paylara ilişkin herhangi bir bilirkişi raporu alınmayıp, karşılaştırma yapılmadan karar verildiğini, tereke hesaplanmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, paylaştırmadan söz edilemeyeceğini, tanık olarak dinlenen kardeşleri …’in beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, zira davacının davalıya devrettiği 3/30 payın babadan davacıya mirasen intikal eden pay olup, mirasbırakan …’den gelecek miras payı ile ile ilgili olmadığını, tanık ve tarafların kardeşi olan …’in dava konusu taşınmazla ilgili daha önce davalıya karşı açtığı iptal tescil davasından her ne kadar feragat etmiş ise de, o dosyanın da eldeki dava bakımından muvazaaya delil teşkil ettiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 08/11/2021 tarihli ve 2021/1087 Esas, 2021/1171 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın başka bir taşınmaz satışından elde ettiği paranın, davacı ile dava dışı kardeşi …’e verildiği, ayrıca davacının da dava konusu taşınmazdaki payını aynı resmi senet ile mirasbırakanla birlikte davalıya satış yoluyla devrettiği, temlikin davacıdan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı, bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle HMK’nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mirasbırakanın çekişmeli 12/30 payını davalıya muvazaalı olarak temlik ettiğini, uyuşmazlık konusunun tam olarak anlaşılamadığını, başka bir yerin satışından davalıya pay verilmemesi nedeniyle çekişmeli payın davalıya devredildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bu hatalı değerlendirme sonucu mirasbırakanın denkleştirme amacıyla hareket ettiği sonucuna varıldığını, mirasbırakanın dava dışı başka bir taşınmazını 1994 yılında 3. kişiye sattığını ve satış bedelini davacı ile dava dışı oğlu …’e verdiğini, verilen bu paranın bağışlama niteliğinde olup, muvazaalı işlem olarak kabul edilemeyeceğini, davacının, dava konusu taşınmazda babasından kendisine intikal eden 3/30 payı davalıya temlik ettiğini, mirasbırakanın ise 12/30 payını davalıya devretmesi için herhangi bir neden bulunmadığını, temlikin bedelsiz ve muvazaalı olduğunun tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, mirasbırakana 15 yıl süreyle dava dışı damadı …’nın baktığını, davalıya temlik için makul bir neden bulunmadığını, mirasbırakanın sadece erkek evlatlarına mal verdiğinin mirasçı kızların beyanlarıyla sabit olduğunu, bunun da mirasbırakanın mal kaçırma kastını ortaya koyduğunu, tanık olarak dinlenen damat …’nın, davalının alım gücü olmadığını beyan ettiğini, mirasbırakanın da satış ihtiyacı olmadığını, bu hususta bir araştırma yapılmadığını, satış bedelinin ödendiğinin kanıtlanamadığını, mirasbırakanın minnet duygusuyla da hareket etmediğini, satış bedelinin ödenmemiş olmasının muvazaayı kanıtladığını, paylaştırmanın tüm mirasçıları kapsar şekilde ve hak dengesini gözeten kabul edilebilir nitelikte olması gerektiğini, mirasçılardan birine ya da birkaçına kazandırmada bulunulması halinde paylaştırmadan söz edilemeyeceğini, somut olayda mirasbırakanın kız evlatlara pay vermediğini, erkek çocukları arasında da denkleştirme olgusu içinde bir paylaştırma yapmadığını, bu hususta bir inceleme yapılmadığını, diğer mirasçılara da verildiği iddia edilen paylara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmadığını, karşılaştırma yapılmadan eksik incelemeyle ve tereke hesaplanmadan karar verildiğini, davacının da dava konusu taşınmazdaki 3/30 payını aynı işlemle davalıya devretmesinin bir önemi bulunmadığını, davacının akitte yer almasının miras hakkından vazgeçtiği anlamına gelmeyeceğini, dava dışı mirasçı … tarafından daha önce açılan iptal tescil davası feragat ile sonuçlanmış olsa da muvazaaya delil teşkil ettiğini, tanık olarak dinlenen …’in beyanlarının gerçeği yansıtmadığı noktasında önem arz ettiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.2.2. Öte yandan; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat külfeti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi gereği davacı tarafa aittir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yukarıda (3.2) no.lu paragrafta açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre (IV.3.) no.lu paragrafta belirtilen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına, 30/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.