Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/4641 E. 2011/5971 K. 03.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4641
KARAR NO : 2011/5971
KARAR TARİHİ : 03.05.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 04.02.1999 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.03.1999 ünlü hükmün Yargıtayca incelenmesi satış vaadi alacaklısı … mirasçılarından … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, davalının 13 parsel sayılı taşınmazdaki 800/1595 payını noterde 09.03.1990 tarihinde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile miras bırakanları …’e satmayı vaat ettiğini ileri sürerek, tapu iptali ve pay tescili istemişlerdir.
Davalı, davayı kabul ettiğini ve tüm mirasçılara payları oranında payını devretmek istediğini bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, … mirasçılarından olan ancak davacılar arasında yer almayan … temyiz etmiştir.
09.03.1990 tarihli satış vaadi sözleşmesine göre satış vaadi alacaklısı … olup, dosya içinde bulunan veraset ilamından mirasçılarının davacılar …, … , … ile davacı safında yer almayan …, …, … ve … olduğu anlaşılmaktadır.
Görüldüğü gibi davacılar satış vaadi alacaklısı …’in mirasçıları olup aralarında elbirliği ortaklığı mevcuttur. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Türk Medeni Kanununun 701-703 maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan her birinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır.
Medeni Kanunumuzda her bir ortağın tek başına dava açabileceği kabul edilmiştir. Ne var ki, açtığı bu davanın devam edebilmesi için öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri ya da davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği kural olarak benimsenmiştir. Dava ehliyetinin varlığı mahkemece re’sen araştırılması gereken hususlardandır. Davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Türk Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceği göz ardı edilerek çekişmenin esasının incelenip davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 03.05.2011 tarihinde oy birliği ile karar verildi.