Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/1110 E. 2021/2474 K. 28.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1110
KARAR NO : 2021/2474
KARAR TARİHİ : 28.10.2021

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 03/05/2016 tarihinde verilen dilekçeyle inançlı işlemden kaynaklanan tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat istemi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair verilen 04/06/2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, inançlı işlemden kaynaklanan tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kırk yılı aşkın bir süre Almanya’da çalışarak yaşamakta olduğunu ve birikimlerini değerlendirmek için yakın akrabası olan davalıya para gönderip vekaletname vermek suretiyle kendisine gayrimenkuller almasını davalıdan istediğini, vekaletname ile iş görmenin zorluklarından bahisle müvekkili hesabına ancak tapu kayıtları davalı adına oluşturulmak suretiyle muhtelif gayrimenkuller alındığını, bu kapsamda davaya konu 1008 ada 10 parsel ve 1015 ada 8 parsel sayılı taşınmazların da 1993-1994 yıllarında müvekkilinin davalıya gönderdiği paralar ile alınıp tapu kayıtlarının davalı üzerine oluştuğunu beyan ederek; dava konusu taşınmazıların tapu kayıtlarının iptal edilerek müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Yargılama sırasında dava konusu 1015 ada 8 parsel sayılı taşınmazın dava konusu edilen hissesinin davacıya devredildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece; davanın kabulüne,
1- İstanbul ili, … 1015 ada 8 parsel sayılı taşınmaz yönünden dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2- İstanbul ili, … ada 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulü ile, davalı adına kayıtlı hissenin 1/2 sinin iptal edilerek davacı adına tesciline,
3-İİK 28 madde gereğince hüküm özetinin tapuya bildirilmesine,
4-Harçlar Kanunu hükmünce alınması gereken 36.441,62TL nispi karar harcından peşin alınan ve ikmal edilen 9.110,04.TL’nin mahsubu ile bakiye 27.331,58TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafça peşin alınan ve ikmal edilen 9.110,04TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına yürürlükteki avukatlık asgari ücreti tarifesi uyarınca 35.288,97TL vekalet ücreti takdiri ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yapılan ilk dava gideri, posta, keşif, araç ücreti, bilirkişi gideri toplamı 2.212,30TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, terekenin borca batık olduğunun ve terekenin hükmen reddedildiğinin tespitine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili istinaf etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen 05/12/2019 tarihli istinaf kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş; reddi gerekmiştir.
2-492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (I) sayılı tarifenin, “Yargı Harçları ” başlığı altında düzenlenen ” Karar ve ilam harcı” başlıklı III. kısmının 1. fıkrasında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı; (a) fıkrasında ise, 1’inci fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlar ve davanın reddi kararlarında maktu karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmıştır.
Bu durumda; konusu belli bir değerle ilgili bulunan davada esas hakkında karar verilmesi halinde nispi harç alınacağı; usule ilişkin nihai kararlarla, davanın konusuz kalması halinde verilecek kararlarda ise maktu harç alınacağı kuşkusuzdur.
Harç kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca bu konu temyiz nedeni olarak ileri sürülmemiş olsa bile, temyiz incelemesi sırasında harç alınması gerekip gerekmediği Yargıtay’ca resen incelenir.
Somut olaya bu ilkeler çerçevesinde bakıldığında; İlk derece mahkemesince; davaya konu 1015 ada 8 parsel sayılı taşınmaz yönünden dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmakla bu taşınmaz yönünden maktu harç ve vekalet ücretine; 1008 ada 10 parsel sayılı taşınmazın ise keşfen belirlenen değeri 360.937,00TL kabul edilerek bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmakla nispi harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde her iki taşınmaz yönünden de nispi harca ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmemiştir.
Ne var ki; bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak; ilk derece mahkemesi hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasının (4) ve (6) nolu bentlerinin çıkarılarak yerlerine sırasıyla;
“4- Harçlar yasası gereğince; kabul hükmü kurulan parsel yönünden 24.655,60TL nispi ve karar vermeye yer olmadığına hükmedilen parsel yönünden 29,20-TL maktu olmak üzere toplam 24.684,80TL alınması gereken harçtan, peşin olarak alınan 9.110,04-TL.nin mahsubu ile bakiye 15.574,76TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine adına irat kaydına,”
“6- Kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına 2018 yılı AAÜT uyarınca; kabul hükmü kurulan parsel yönünden 27.606,00TL ve karar vermeye yer olmadığına hükmedilen parsel yönünden (dava açılmasına sebebiyet verilmiş olmakla) 2.180,00TL olmak üzere toplam 29.786,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” bentlerinin yazılması suretiyle ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ VE DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 28.10.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

(Muhalif)

K A R Ş I O Y

Mahkemece, dava konusu taşınmazlardan … ada, 8 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davada, dava konusuz kaldığından esas talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu talep yönünden davacının, dava açma tarihinde haklı olduğu kabul edilerek, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından, hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Hükmün düzeltilerek onanmasına dair kararın, 8 no’lu parsel için açılan davada, davanın konusuz kalması nedeniyle, davacının haklılık durumu ve maktu vekalet ücretine dair karara katılamamaktayım.
Davalı cevabında, bu parselin davacı tarafından istediği kişiye temliki için vekaletname verdiğini, dava açma tarihine kadar da vekillikten azletmediğini, davacının taşınmazı istediği kişiye temlik etme imkanına sahip olduğu halde dava açmayı tercih ettiğini savunmuştur. Nitekim, davacı kendisine verilen vekaletname ile, dava açıldıktan sonra taşınmazı kendi oğluna devretmiş, bu sebeple dava konusuz kalmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun, esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri başlıklı 331-(1) maddesi gereğince; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.
Davacı, elinde bulunan vekaletname ile dava açmadan önce 8 nolu parseli, dilediğine temlik etme imkanına sahiptir. Ayrıca bu parsel yönünden davalının devre yanaşmadığını da kanıtlayamamıştır. Dava açma tarihine kadar, davalı verdiği vekaletnameyi iptal etmemiştir. Bu haliyle, davalının bu parsel nedeniyle davanın açılmasına sebep olduğu söylenemez.
Davacı, davanın açıldığı tarihte dava açmakta haklı olmadığından anılan parsel nedeniyle davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılması, aynı gerekçe ile lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir.
Dairemizin sayın çoğunluğunun, maktu vekalet ücretine dair saptamasına da katılmak mümkün değildir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin davanın konusuz kalması, başlıklı 6. maddesi gereği; anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur.
Davanın konusuz kalması üzerine, mahkemenin “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına” ilişkin kararı, bir tespit hükmü niteliğinde olduğundan, bu halde, mahkemenin yargılama gideri olarak hesaplayacağı vekalet ücreti, hükümlerdeki ( esasa ilişkin nihai kararlardaki ) gibidir. Buna göre konusu para veya para ile değerlendirilebilen bir şey (mal varlığı hakkı) olan davalarda, mahkeme “davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verirken, davada haksız olan tarafı, nispi tarifeye göre hesaplayacağı vekalet ücretine mahkum eder.
Yukarıda yaptığım açıklamalar nedeniyle, ilk derece mahkeme kararının bozulması gerektiğini düşünüyorum.