Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/15300 E. 2012/19878 K. 13.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15300
KARAR NO : 2012/19878
KARAR TARİHİ : 13.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 506 sayılı Yasa’nın 92/11 maddesine göre gelir ev aylıkların birleşmesi nedeniyle bağlanan aylık veya gelirlerden yüksek olanın tamamı eksik olanın ise yarısının ödenmesi gerektiğinin tespitiyle, Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … Bakır tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı iken iş kazası sonucu ölen oğlu …’dan dolayı bağlanan ölüm geliri ve ölüm aylığından 23.10.2007 tarihi itibariyle ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile 506 sayılı Yasa’nın 92.maddesi gereğince gelir veya aylığın yüksek olanının tamamı, eksik olanının ise yarısının ödenmesi gerekriğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, Kurum işlemi yerinde olduğundan istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı murisi …’ın 21.08.2003 tarihinde iş kazası neticesi öldüğü, Kurumun 05.09.2003 tarihli tahsis talebi üzerine davacıya 506 Sayılı Kanun’un 66/C maddesi uyarınca 01.09.2003 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, yine davacının 11.05.2004 tarihli tahsis talebi üzerine davacıya 506 Sayılı Kanun’un 11/A maddesi uyarınca 21.08.2003 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlandığı, Kurumun 23.07.2007 tarihli işlemi ile 4958 sayılı Kanun ile 506 sayılı Kanun’un 24 ve 69.maddelerinde yapılan değişiklik ile 06.08.2003 tarihi itibariyle ölen sigortalının anne ve babasına aylık bağlanması bunların sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmaması ve bu kuruluşlardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almamaları şartına bağlanması gerekçe gösterilerek davacıya 21.08.2003 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlanması sebebi ile 01.09.2003 tarihinde bağlanan ölüm aylığını iptal ettiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 92.maddesinde, “Hem malullük hem de yaşlılık sigortasından aylık bağlanmasına hak kazanan sigortalıya, bu aylıklardan yüksek olanı, aylıklar eşitse yalnız yaşlılık aylığı bağlanır.Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalariyle meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir. Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından aylık bağlanmadan önce iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan ve sermayeye çevrilen gelirler ile yaşlılık sigortasından yapılacak toptan ödemelerde bu fıkra hükmü uygulanmaz.Malullük sigortasından aylık bağlanmasına ve yaşlılık sigortasından toptan ödeme yapılmasına hak kazanan sigortalıya yalnız aylık verilir” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, mahkemece 2008/553E, 2009/37K sayılı, 25.02.2009 tarihli ilk kararda davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun ölüm aylığının iptaline ilişkin işleminin ve ölüm aylığının iptali nedeni ile yersiz ödendiği bildirilen 17.922,88TL nin davacının aylığından kesilmesine ilişkin işlemin iptaline, davacıya bağlanan ölüm geliri ile ölüm aylığının 506 sayılı Yasa’nın 92.maddesi gereğince tek dosyada birleştirilerek bu aylık ve gelirlerden yüksek olanının tümü eksik olanın da yarısının bağlanmasına davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Dairemizin 2009/4311E, 2010/2484K sayılı 09.03.2010 tarihli ilamı ile ölüm aylığı ve ölüm gelirinin 506 sayılı Kanun’un 92.maddesi nazara alınarak tek dosyada birleştirilmesi kararı yerinde ise de fark ödemelerden davacının da sorumlu olduğu, Kurum işleminin kısmen doğru olduğu gözetilerek 5510 sayılı Kanun’un 96.maddesindeki düzenleme gereğince davacının iade ile yükümlü olduğu miktarın hesaplanarak çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden verilen karar bozulmuş ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de, bu kez olayda uygulanma olanağı bulunmayan 506 sayılı Kanun’un değişik 24. maddesi gereğince 21.08.2003 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlanan davacıya 01.09.2003 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bağlanan ölüm aylığının iptalinin zorunlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, bozma ilamı çerçevesinde araştırma yaparak karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.