Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/5119 E. 2011/6876 K. 25.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5119
KARAR NO : 2011/6876
KARAR TARİHİ : 25.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 15.12.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında yüzölçümü düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.01.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro mahkemesine açtığı davada 661, 662 ve 663 parsel sayılı taşınmazınlarının kadastro çalışmaları sırasında 17, 18 ve 19 parsel numaralarını aldığını, ancak tespitin önceki tapu miktarlarından az miktarlar üzerinden yapıldığını ileri sürerek kayıtların düzeltilmesini talep etmiş, kadastro mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi üzerine yargılama aşamasında Tapu Kanununun 31.maddesine göre taşınmazların yüzölçümünün düzeltilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı … davanın reddini savunmuş, mahkemece uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi kapsamında değerlendirilebileceği, ancak davacının davasının yasal dayanağının Tapu Kanununun 31.maddesi olduğunu, anılan maddeye göre değişken sınırlı kayıtlarda düzeltme yapılayamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Bir davada olayları anlatmak tarafların, hukuki nitelemeyi yapmak ise mahkemenin görevidir(HUMK m.76). Somut olayda davacı, adına tescilli taşınmazlarda kadastro çalışmaları yapıldığını ileri sürmüştür. Gerçekten de dava konusu taşınmazlar 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca kadastro işlemine tabi tutulmuştur. Davacı bu işlemlerin hatalı olduğunu ileri sürmektedir. Diğer bir anlatımla kadastro işlemine itiraz etmekte ve taşınmazındaki eksikliklerin giderilmesini talep etmektedir.
Gerçekten, tapulama ve kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların hukuksal ve geometrik durumlarını tespit eden görevlilerce zaman zaman ölçü, hesaplama ve çizimlerde hata yapıldığı, kadastro krokisi ve paftalarının her zaman mülkiyet durumunu doğru olarak yansıtmadıkları uygulamada görülen bir durumdur. Bugün kadastro ölçü ve hesaplamalarında kullanılan araç, gereç ve cihazların çok gelişmiş oldukları, eski araç ve gereçlerin bugüne göre aynı uygulamada farklı sonuçlar verdikleri de bilinen bir gerçektir. İşte bu hataların düzeltilmesi zorunluluğu karşısında daha önce bazı yasal düzenlemeler yapılmışsa da yetersiz kaldığından, 23.06.1983 tarihli 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun yürürlüğe konulmuştur. Yasanın 1.maddesine göre yenileme “teknik nedenlerle yetersiz kalan uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az bir mevki veya ada biriminde zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermediği tespit edilen tapulama ve kadastro paftalarında yapılır” şekline olup, yenilemenin yapılış şekli ve uygulanacak teknik yöntemler ise yasanın 6.maddesine göre çıkartılan yönetmelikte gösterilmiştir.
Burada hemen belirtilmelidir ki, yenileme işlemi önceki kadastro ile saptanan mülkiyet ve geometrik durumu yok sayan veya tamamen hükümsüz kılan yeni bir kadastro çalışması değil, olabildiğince aslına sadık kalınarak onun eksikliklerini tamamlayan, sınırlarında ve yüzölçümlerinde görülen yanlışlıkları “orantı” ve “dengeleme” kurallarına göre düzelten bir önceki kadastroya ek bir işlemdir. Bunun doğal sonucu olarak, yüzölçümünde ve sınırlarında herhangi bir yanlışlık ve eksiklik bulunmayan parsellerin yenileme dışı bırakılması ve üzerlerinde herhangi bir düzeltme yapılmaması gerekir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; eldeki davanın 3402 sayılı Yasanın 41. maddesinde düzenlenen kadastro sırasında ya da sonradan yapılan işlemlerle meydana gelen tersimat hesaplama ya da sınırlandırma hatasının kadastro müdürlüğünce düzeltilmesi nedeniyle iptal isteğine ilişkin olmadığı gibi Tapu Kanununun 31.maddesi uyarınca mesaha tashihi niteliğinde de değerlendirilmesi olanağı yoktur. Dava 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkındaki Kanun uyarınca yapılan düzeltmeye karşı genel mahkemede açılmış bir iptal davasıdır. Dolayısı ile, mevcut çekişmenin 2859 sayılı Kanun ve bu kanunun 6.maddesine göre çıkartılan Yönetmelik hükümlerine göre incelenip değerlendirilmesi gerekir. Davanın da pafta yenileme nedeniyle mülkiyet hakkında eksildiği iddia edilen kısımların bulunduğu yer maliklerine karşı açılması gerekir. Eldeki dava davalı sıfatı bulunmayan tapu sicil müdürlüğü ve köy tüzel kişiliğine karşı açılmıştır. Mahkemece davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. Ancak, verilen karar sonuç itibarı ile doğru bulunduğundan hükmün gerekçesi yukarıda açıklandığı şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle gerekçesinin değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.