YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13754
KARAR NO : 2012/11547
KARAR TARİHİ : 18.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 02/01/1986-01/06/1988 ile 18/06/1997-17/05/2000 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalıya ait kahvehane işyerinde 02.01.1986 – 01.06.1988 ile 18.06.1997- 17.05.2000 tarihleri arasında geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 02.01.1986 – 01.06.1988 ile 18.06.1997- 17.05.2000 tarihleri arasındaki Kuruma bildirilmeyen sürelerin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı işverence davacı adına 2.1.1986 tarihli işe giriş bildirgesi verildiği, bu tarihten sonra 31.5.1988 tarihleri arasınada kısmi olarak çalışmasının Kuruma bildirildiği, bordro tanığı ile diğer davacı tanıklarının davacının bu dönemde kesintisiz çalıştığını doğruladıkları ancak 18.06.1997- 17.05.2000 tarihleri arasındaki çalışma yönünden çalışmanın başlangıcında işe giriş bildirgesinin verilmediği gibi vergi kaydı bulunan bu işyerinden davacının çalışmasının da bildirilmediği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık 18.06.1997- 17.05.2000 tarihleri arasına yönelik talep yönünden hak düşürücü sürenin geçip geçmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı yasanın 79/10 maddesidir. Anılan maddede yönetmelikle tespit edilen belgeler işveren tarafından verilmeyen sigortalıların çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Madde de belirtildiği üzere; yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda, işe giriş ve işten çıkış tarihleri arasındaki bildirim dışı süreler yönünden 5 yıllık hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği, sadece işten çıkış ve yeniden işe giriş tarihleri arasındaki süreler yönünden hak düşürücü sürenin geçip geçmediği konusunda araştırma yapılması gerektiği, birden fazla işe giriş bildirgesi verilmesi halinde ise çıkış yok ise ilk işe giriş bildirgesi ile son işe giriş bildirgesinin verildiği tarihler arasında geçen çalışmaların hak düşürücü süreye uğramayacağı, çıkış var ise hak düşürücü sürenin her kesim çalışma için ayrı ayrı hesaplanacağı, çıkış tarihinden sonra işçinin aynı iş yerinde çalışmasını sürdürmesi veya hak düşürücü süre içersinde tekrar aynı iş yerine girerek çalışmasının hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağıdır. Bu nedenle işe giriş ve çıkış tarihleri arasındaki kısmi bildirimin aksine eşdeğer belgelerle ısbat edilebileceği kabul edilmelidir. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2003-2143 E,2003/97 K Sayılı 26.02.2003 günlü kararında da vurgulanmıştır.
Somut olayda, mahkemece davacının 02.01.1986 – 01.06.1988 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı çalıştığının tesbitine karar verilmesi doğru ise de, 18.06.1997- 17.05.2000 tarihleri arasına yönelik talep yönünden işe giriş bildirgesinin bulunmadığı gibi çalışmasını gösterir bir belgenin de bulunmadığı, çalışmalarının kesintili olduğu gözetildiğinde, bu durumda 18.06.1997- 17.05.2000 tarihleri arasına yönelik hizmet tesbiti talebinin hakdüşürücü süreye uğradığı halde bu döneme ilişkin talebinde kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin sonuca gidilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ; Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.