YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1901
KARAR NO : 2011/4207
KARAR TARİHİ : 24.05.2011
Zorla ırza geçme ve alıkoyma suçlarından sanıklar …, …, … ve …’in yapılan yargılanmaları sonunda; alıkoyma suçundan beraetlerine, teselsülen ve müştereken ırza geçme suçundan ayrı ayrı mahkümiyetlerine dair, Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 12.05.2010 gün ve 2003/314 Esas, 2010/87 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili ile sanıklar ve müdafiileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi;
Sanık … ve müdafiin 13.05.2010 tarihinde hükmü temyiz etmelerinden sonra sanık … …’in 08.11.2010 günlü dilekçesiyle kararın onanmasını istediği bilahare 29.11.2010 tarihli dilekçe ile de dosyasının temyize gönderilmesini talep ettiği, ancak feragat beyanından dönülmesinin mümkün bulunmadığı, keza diğer sanık …’nın da 23.08.2010 tarihli dilekçe ile temyizden feragat ettiği, bu nedenlerle her iki sanığın temyiz taleplerinin CMUK.nun 317. maddesi gereğince reddiyle, katılan vekilinin tüm sanıklara yönelik temyiz itirazları ve sanıklar …, … ve müdafiilerin temyiz talepleriyle sınırlı olarak inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle alıkoyma suçundan sanıklar …, …, … ve …’in haklarında verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle ONANMASINA,
Tüm sanıklar hakkında teselsülen ve müştereken ırza geçme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Mağdur’un soyadının iddianamede “…” olarak gösterilmesine karşın hükümde ve karar başlığında “…” olarak yazılması ve dosya kapsamında mağdura ait onaylı nüfus kayıt örneğinin bulunmaması nedeniyle suç niteliğine ve uygulanacak kanun maddelerinin belirlenmesine etkisi bakımından söz konusu belge getirtildikten sonra; 5237 sayılı TCK.nun 103/3. maddesine 5377 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu “… birden fazla kişi tarafından birlikte…” ibaresi eklenmiş olup, suçun 5377 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce işlenmesi nedeniyle sanıklar aleyhine uygulanamayacağıda nazara alınıp lehe yasa değerlendirmesinin buna göre yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
5237 sayılı TCK.nun 61/1. maddesindeki düzenleme gereğince suçun işleniş biçimi meydana gelen zararın ağırlığı ve sanıkların kastlarının yoğunluğu nazara alınarak suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt sınırından bir miktar uzaklaşılmak suretiyle temel cezanın belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Hükmedilen cezaların miktarına nazaran 765 sayılı TCK.nun 31 ve 33. maddelerinin uygulanmaması,
Kanuna aykırı, katılan vekili ile sanıklar …, … ve müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.