Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/7946 E. 2012/2993 K. 06.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7946
KARAR NO : 2012/2993
KARAR TARİHİ : 06.03.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin zamanaşımına uğraması nedeniyle iptaline, borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- … . Ltd. Şti’nin ortağı olan davacının payını devrettiği 05/03/2002 tarihinden önceki döneme ait şirketin prim borçlarından davacıya gönderilen ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gereği öngörülmüş; 3917 sayılı Kanunla yapılan bu değişiklik aynı Kanunun 8. maddesi hükmüne göre, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiş; daha sonra, 24.06.2004 tarih, 5198 sayılı Kanunla aynı maddede yapılan değişiklik sonucunda, Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 102. maddesinin de uygulanma olanağı bulunmadığı düzenlemesi getirilmiş ve düzenleme 06.7.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, zamanaşımı süresi bakımından 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceki dönemle, 5198 sayılı Kanunun yürürlüğü sonrasına ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden, Sosyal Güvenlik Kurumunun alacak hakkı, Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Giderek, zamanaşımının başlangıç tarihi ise, yine, Borçlar Kanununun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanununun 132. ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir. 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren, 3917 sayılı Kanunun getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu döneme ilişkin prim ve gecikme zammı alacakları yönünden ise, 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır.
Somut olayda davacıya 24/02/2004 tarihinde tebliğ edilen ve 2000/7,8. ayları prim borçlarına ilişkin ödeme emri şirket adına düzenlenmiştir. Kayseri 1. İş Mahkemesi’nin 2004/311 Esas 2007/48 Karar sayılı ilamı ile davacıya tebliğ edilen bu ödeme emri şirketin malvarlığı ile ilgili gerekli araştırma yapılmadan şirket ortağına takibe gidilemeyeceği gerekçesiyle iptal edilmiştir. Dava konusu ödeme emri ise davacıya 16/12/2009 tarihinde tebliğ edilen ve 2000/7,8. ayları prim borçlarına ilişkin ödeme emridir.Prim borçlarında tahsil zamanaşımı borcun doğduğu tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre belirlenir. 08/12/1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunun getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu döneme ilişkin prim ve gecikme zammı alacakları için zamanaşımı süresi 5 yıl olup zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır. Davacı, şirketin ortağı olması nedeniyle hisse devrinin ilan edildiği tarihten önceki prim borçlarından kural olarak sorumlu ise de dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı adına düzenlenmiş ve davacıya 16/12/2009 tarihinde tebliğ edilen ödeme emri haricinde ödeme emrinin bulunmadığı, zamanaşımını kesen başkaca bir halin de olmadığı ve böylece tahsil zamanaşımının dolduğu anlaşılmakla ,davacının ödeme emrine konu prim borcundan tahsil zamanaşımı hukuksal nedenine dayalı olarak sorumlu olmadığına karar verilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06/03/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.