Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/22227 E. 2012/23419 K. 17.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22227
KARAR NO : 2012/23419
KARAR TARİHİ : 17.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, … A.Ş.’den yapılan kesintilerin kendine ait olup olmadığının ve ilk kesinti tarihini takip eden aybaşından itibaren Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, … adına … A.Ş. tarafından yapılan tevkifatın davacıya ait olduğunun tespiti ile ilk tevkifat listesine göre tarım … sigortalılığının başlatılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne, … A.Ş. tarafından yapılan Nisan/1995 tarihli tevkifat listesinde … kaydının davacıya ait olduğuna ve tarım … sigortalılık kaydının 01/05/1995 tarihinden itibaren başlatılması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı HMK 297 (1086 sayılı HUMK 388.mad.) maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Diğer taraftan, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda, davacı davasında sigortalılık süresinin de tespitini amaçlamaktadır. Ancak mahkemece, sigortalılık süresi açıkça belirtilmemiştir. Dolayısıyla sigortalılık süresinin açıkça gösterilmemesi, hükmün infazında tereddüt meydana getireceğinden HMK 297/2 maddesine aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.