YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10662
KARAR NO : 2012/12816
KARAR TARİHİ : 02.07.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 1997 yılından itibaren Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava; davacının 1997 yılından dava tarihi olan 25.10.2010 tarihine kadar Tarım … sigortalısı olduğnun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının 01.04.1998 – 31.12.1998, 01.06.2001 – 31.12.2001 ve 01.05.2003 – 25.10.2010 tarihleri arasında Tarım … sigortalısı olduğunun kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının teslim ettiği ürünlerden Nisan 1997, Mart 2000, Nisan 2002, Nisan 2003 ve Kasım 2010 tarihlerinde … prim kesintisi yapıldığı, davacının 18.06.2001 – 28.12.2007 tarihleri arasında kooperatif kaydı, 06.09.2005 tarihinden beri devam eden ziraat odası kaydı bulunduğu, adına kayıtlı birden fazla tarla ve üzüm bağı olduğu, 2003 – 2010 yılları arası Çiftçi Kayıt Sisteminde kayıtlı olduğu, 2004 – 2009 yılları arası zirai kredi kullandığı, Kurum tarafından Tarım … sigortalısı olarak tescilinin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş kararları; Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi halinde, …’un prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi, yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden, prim tevkifatının yapıldığı tarihi izleyen aybaşından itibaren sigortalı olarak kabulü gerektiği yönündedir.
İlk prim kesintisini izleyen yıllarda prim kesintisi veya ürün tesliminin gerçekliştiğinin belirlendiği durumlarda, bu yıllar için de tespit kararı verilmesi gerekmektedir.
Tarım … sigortalılığının temel koşulu 2926 sayılı Yasanın 2/1 ve 3/b maddelerinde belirtildiği gibi, tarımsal faaliyette bulunmaktır. Prim tevkifatına dayalı tespit davasında, salt ziraat odası ve kooperatif kaydı gibi belgelerin bulunması, davanın kabulü için yeterli değildir. Tarımsal faaliyetin sürdüğünün, faaliyete ilişkin olarak hangi tarımsal ürünlerin üretildiği, nereye satıldığı veya teslim edildiği gibi hususlar da somutlaştırılarak belirlenmelidir. Prim tevkifatı ve ürün tesliminin, bir iki yıl dışında süreklilik arzettiği hallerde de, tarımsal faaliyetin sürekli olduğu kabul edilebilir.
Prim kesintisinin bulunmadığı yıllarda, tarımsal faaliyetin saptanması bakımından, ürünlerin ne şekilde değerlendirdiğini ortaya koymak, davacının tarımsal faaliyete elverişli taşınmazlarının bulunup bulunmadığını araştırmak, tarımsal faaliyetin taşınmazların kiralanması suretiyle yürütüldüğü iddia ediliyor ise, bu konuda taşınmazların kimden, hangi yıllar için kiralandığı, hangi tarımsal ürünlerin üretimi için faaliyette bulunulduğu, kiralayan kişinin Tarım … sigortalılığının bulunup bulunmadığı, kiracının kiralama yoluyla tarımsal faaliyetini yürütmeye elverişli tarımsal alet edevatının bulunup bulunmadığı gibi ayrıntılı araştırma yapmak, gerektiğinde tarımsal faaliyetin yapıldığı iddia edilen dönemdeki muhtar ve azaların bilgilerine başvurmak, özetle, tarım faaliyetinin devam edip etmediğini hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya koymak ve sonucuna göre hüküm kurmak gerekir.
Mahkemece; davacının sigortalılığının 01.04.1998 tarihinden itibaren başlatılması, kesinti bulunan 2000 ve 2002 yıllarında davacının talebinin reddedilmesi, bunun yanısıra yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmadan prim kesintisi ve ürün tesliminin, birkaç yıl dışında süreklilik arzettiği hallerde de tarımsal faaliyetin sürekli olduğunun kabulü ile bu yıllar için de sigortalılığın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözardı edilerek yukarıda belirtilen şekilde hüküm kurması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02.07.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.