Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/4999 E. 2011/6415 K. 16.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4999
KARAR NO : 2011/6415
KARAR TARİHİ : 16.05.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 12.12.2005 ve 30.12.2005 gününde verilen dilekçeler ile 3402 sayılı Yasanın 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine bozma ilamına da uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.09.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 124 parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin hatalı olduğunu ileri sürerek iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlar, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacılar tarafından temyizi üzerine Dairemizce “Kadastro sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığının anılan yönetmeliğin 8.maddesi hükmünce incelenerek sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma üzerine yapılan yargılama sırasında keşifte uygulanacak … fotoğraflarının getirtilmesi için masraf yatırılması hususunda davacıya kesin önel verildiği, kesin önel gereğinin yerine getirilmediği, mevcut delil durumuna göre de iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı yasanın 41.maddesi uyarınca kadastro müdürlüğünce yapılan düzeltme işleminin iptali istemine ilişkindir. Davacı taşınmazında
sınırlandırma hatası yapıldığı gerekçesiyle düzeltme işlemi yapılmıştır. Sınırlandırma hatalarının düzeltilmesi sırasında uygulanması gereken yöntem ve ilkeler yukarıda anılan yönetmeliğin 8.maddesinde gösterilmiştir. Mahkemede bozma ilamı doğrultusunda taşınmazların … fotoğraflarının zeminde uygulanması için keşif kararı vermiştir. Ancak … fotoğraflarının temini hususunda Adalet Bakanlığının genelgeleri doğrultusunda işlem yapılması gerekeceğinden davacının gider yatırması için kesin önel verilmiştir. Gider süresinde yatırılmadığından da keşif yapılamamış dava reddedilmiştir. Burada kesin sürenin usulüne uygun olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Bilindiği gibi, süreler, kanun tarafından tespit edildiği gibi (kanuni süreler) hakim tarafından da tayin edilir.(HUMK m.159) Kanuni süreler, (örneğin cevap süresi, temyiz süresi gibi) kesindir ve hakim tarafından bu süreler kısaltılıp uzatılamaz. Ancak, hakimin tayin ettiği süreler kesin değil ise de, yargılama hukukunda egemen olan ilkelerden usul ekonomisi ilkesi gereğince, hakim bir davayı, makul süre içinde ve en az giderle sonuçlandırmak zorunda olduğundan bazen taraflara yapacakları işlemlerin mahiyeti gereği kesin süre verebilir. (HUMK m.163/3)
Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere hakim tarafından verilebileceği kabul edilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken;
1-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması,
2-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi,
3-Yapılması gereken iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi,
4-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur.
Somut olayda; mahkemece davacıya kesin süre verilirken “…… fotoğraflarının gönderilmesi için müzekkere yazılmasına, masrafların davacı tarafça 10 günlük kesin süre içinde karşılanmasına…” şeklinde ara kararı kurulmuş, giderin ne kadar olduğu belirtilmemiş, diğer bir anlatımla davacının kendisinin belirlemesi olanağı bulunmayan bir miktarı yatırması istenmiştir. Bu durumda usulünce verilmiş kesin süreden söz edilemeyecektir. Kesin sürenin amacına ve yöntemine uygun verilmemesi nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 16.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.