Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/5080 E. 2011/6351 K. 16.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5080
KARAR NO : 2011/6351
KARAR TARİHİ : 16.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.05.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine, imar çalışmaları sonucu 110 sayılı parsel olan 15892 m2 yüzölçümündeki taşınmazın öncesinin 43 sayılı mera parseli olduğunu, belediye adına yapılan tescilin yolsuz tescil olması nedeniyle 110 sayılı parsel kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazın yerleşim alanında kaldığını ve mera vasfını yitirdiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, on yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiştir.
Gerçekten 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, tutanakta belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastro önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunması ve dava açılması olanağı yoktur.
Açıklanan nedenle, davadaki davacı Hazine isteminin kadastrodan önceki bir nedene dayanıp dayanmadığının tespiti somut uyuşmazlıkta önem kazanmaktadır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, 18.02.1953 tarihli Toprak Tevzi Komisyonu kararıyla 43 sayılı parselin mera niteliğiyle tahdit edildiği, bu tarihten çok sonra gerçekleşen imar uygulamasında çekişme konusu 15892 m2 yüzölçümündeki 110 sayılı parselin imar hudutları içerisinde kalması sebebiyle ve nedenle mera niteliğini yitirdiğinden bahisle tarla niteliğiyle belediye adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. İşte davacı Hazine, imar uygulaması sebebiyle belediye adına tarla niteliğiyle tescil edilen 110 sayılı parselin Hazine adına tescili gerektiğinden bahisle dava açmıştır.
Görülüyor ki, açılan davada kadastrodan önceki bir sebebe dayanılmamış, imar uygulaması sonucu belediye adına tescil edilen taşınmazın tescilinin yolsuz olduğu ileri sürülerek bu dava açılmıştır. Öyleyse, açılan davada 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesinin 3.fıkrasını uygulama yeri yoktur.
Mahkemece, çekişmenin esasının özellikle 4342 Sayılı Mera Kanununun geçici 3.maddesi dikkate alınarak incelenip bir hüküm kurulması yerine, davanın yazılı olan nedenlerle reddi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 16.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.