YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4632
KARAR NO : 2011/6060
KARAR TARİHİ : 04.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.04.2009 gününde verilen dilekçe ile taşınmazın tapu kaydındaki şerhin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.09.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 106 ada 1 sayılı parselde tapu kütüğünün beyanlar hanesinde “ahşap 2 katlı ev …’na aittir” belirtmesi bulunduğunu, binanın ekonomik ömrünü tamamladığını, kullanılamayacak durumda olması nedeniyle mevcut belirtmenin bedelli ya da bedelsiz olarak terkinini talep etmiştir.
Davalılardan …, 106 ada 1 sayılı parselin üzerindeki binanın kullanılabilecek halde olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu belirtmeye konu yapının kullanılabilecek halde olduğu saptandığından bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere eşya hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerindeki arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet ya da sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Mahkemenin kabul ettiğinin aksine muhdesat sahibinin hakkı sadece kişisel bir haktır. Bu hakkın hukuki mahiyeti ve nasıl kullanılacağı ise Türk Medeni Kanununun 722, 723, 724 ve 729. maddelerinde açıklanmıştır.
Bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesinin 2.fıkrası olanak sağlamaktadır. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca; “taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğü beyanlar hanesinde gösterilir.” Bu tür bir hakkın zemin üzerindeki binanın veya ağaçların yok olması gibi bazı nedenlerle ortadan kalkacağı kuşkusuzdur. Diğer taraftan Türk Medeni Kanununun 1012. maddesi hükmü gereğince de kaydın terkini kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızaları ile mümkündür. Muhdesat belirtmesi, Türk Medeni Kanununun 684. maddesine sınırlama getirerek muhdesat konusu ile arazinin bütünleşmesine engel olduğundan, arazi sahibinin mülkiyet hakkını ileri sürmek suretiyle ve muhdesat bedelinin hak sahibine ödenmesi koşuluyla mahkemeden terkin talebinde bulunulması da olanaklıdır.
Muhdesat belirtmesine ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
106 ada 1 sayılı parsel üzerindeki binanın durumu yerinde yapılan keşif sonucu bilirkişi tarafından belirlenmiştir. Yukarıda sözü edildiği üzere arazi sahibi mülkiyet hakkına dayanarak ve muhdesat bedelini hak sahibine ödemek suretiyle mahkemeden terkin talebinde bulunabileceğinden ve davacı dava dilekçesinde terkinin bedelli veya bedelsiz yapılmasını da talep ettiğinden mahkemece bilirkişinin hesapladığı yapı bedeli olan 15.732,00 TL’yi davalılara ödenmek üzere davacıya depo ettirmek, bu bedel depo edildiği takdirde istemi hüküm altına almak, aksi takdirde şimdiki gibi davayı reddetmek olmalıdır.
Bütün bu nedenler bir yana bırakılarak somut olaya uygun düşmeyen bazı gerekçelerle dava reddedildiğinden karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 04.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.