YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4444
KARAR NO : 2011/6404
KARAR TARİHİ : 16.05.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 02.05.2008 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; …’ın açtığı davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine, …’ın açtığı davanın kabulüne dair verilen 21.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan evlerinin bir kısmının parselasyon çalışması sonucu davalılara ait tapulu yer kapsamında kaldığını ileri sürerek evlerin bulunduğu yerin bedeli karşılığı kendilerine verilmesini talep etmişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece dava Türk Medeni Kanununun 725. maddesi uyarınca muarazının giderilmesi olarak nitelendirilmiş, davacı … yönünden davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiş, …’ın açtığı dava kabul edilerek davalılara ait taşınmazlar üzerinde davacı lehine irtifak hakkı tesis edilmiştir.
Hükmü davalılar temyiz etmişlerdir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 725. maddesi uyarınca temliken tescil ya da irtifak hakkı tesisi istemine ilişkindir.
Bilindiği gibi, yasal ayrıcalıklar dışında, Türk Medeni Kanunu m. 684/1 ve 718/2 hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, anılan hüküm;
“Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmaz bütünleyici parçası olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devrini isteyebilir” şeklindedir.
Somut olayda, taraflar arasında paylı mülkiyete konu iken ortaklığın giderilmesi davası açılmış, bu davada taşınmazın paylaşım durumu belirlenerek aynen taksime karar verilmiştir. Verilen karar temyiz edilmeden kesinleşmiş, hükmün infazı sonucu da 17 parsel sayılı taşınmaz davacı … adına tescil edilmiş, 18 sayılı parsel davalı Seviş Acar, 20 sayılı parsel davalı …, 21 sayılı parsel ise davalı … adına tescil edilmiştir. Bilirkişi raporuna göre de davacıya ait evin 18, 20 ve 21 parsel sayılı taşınmazlara taşkın olduğu saptanmıştır. Davacı …, binanın taşkın olduğu taşınmazlarda hak iddia etmektedir.
Davacının binasını yaptığı 6 parsel sayılı taşınmaz ortaklığın giderilmesi sonucu rızai taksime tabi tutulmuştur. Davacının evi de kendi rızası ile taşkın hale gelmiştir. Yukarıda değinilen 725. madde başkasına ait taşınmazda iyiniyetle taşkın olduğu bilinmeden bina yapılması halinde uygulanabilir. Davacı aynen taksime razı olmuş, kendi iradesi ile binasının bir kısmının davalıların taşınmazında kalmasına onay vermiştir. Taksim gerçekleştikten sonra taşınmaz üzerinde ayni hak iddiasının dinlenmesi olanağı yoktur. Mahkemece açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekirken koşulları oluşmayan Türk Medeni Kanununun 725. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek davacı lehine irtifak hakkı tesisi doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 16.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.