Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/4623 E. 2021/4213 K. 22.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4623
KARAR NO : 2021/4213
KARAR TARİHİ : 22.12.2021

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : … vd.

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.03.2014 gününde verilen dilekçe ile kat mülkiyetine tabi taşınmazda ortak alana yapılan müdahale sebebiyle ecrimisil talebi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 02.12.2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/12/2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

(Muhalif)

K A R Ş I O Y

Davalı şirketin, kat mülkiyetine tabi bulunan taşınmazda, ortak alan olan koridoru kapatarak diğer kat maliklerinin kullanımını engellediği yapılan yargılama sırasında toplanan delillerle sabittir. İlk derece mahkemesi, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2013/20170 Esas, 2014/3828 sayılı bozma Kararını gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiş, bu karar dairemizin çoğunluk görüşü ile de onanmıştır.
Ancak; temyiz incelemesi yapan Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 26/02/2018 tarih 2017/3096 Esas, 2018/1468 sayılı Kararında, “…Bununla birlikte ecrimisil davası, Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasından kaynaklanmayıp, anılan Kanun maddesi hükmünün bu istem yönünden uygulama olanağı bulunmamaktadır. Buna göre görev hususu genel hükümler uyarınca belirlenmelidir…” şeklindeki gerekçesi ile, taraflar arasındaki ihtilafın Kat Mülkiyeti hükümlerine göre değil, genel hükümlere göre çözümlenmesi gerektiğine vurgu yaparak, Kat Mülkiyeti Kanunun’dan kaynaklanan ihtilaflarda görevli mahkeme olan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin değil, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğuna hükmetmiştir. Buna rağmen, temyize konu ilk derece mahkemesince Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2013/20170 Esas, 2014/3828 sayılı bozma Kararı gerekçe gösterilerek; “…Kat Mülkiyeti Kanunu uygulamasında, ortak amaçlara tahsis edilmiş olan yerlerin her hangi bir gelir getirmesi ve tüm kat maliklerinin oy birliği ile karar alması halinde dahi kiraya verilmesi mümkün olmadığından, bu gibi yerlerin işgali sebebiyle ecrimisil istenemez…” şeklindeki gerekçe ile, Kat Mülkiyeti Kanunu’na atıfta bulunarak davayı reddetmesi ve kararın Dairemizce de onanması çelişkidir; Zira, 20. Hukuk Dairesi, taraflar arasındaki ihtilafta Kat Mülkiyeti Kanunu’nun uyulanamayacağından söz ederek görevli Mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna hükmetmiş, ancak işin esasını inceleyen Asliye Hukuk Mahkemesi ise, davayı Kat Mülkiyeti Kanunu’na dayanarak reddetmiştir. Bu durumda, 20. Hukuk Dairesi’nin görev bozması da anlamını yitirmiştir.
İkinci olarak; ilk derece mahkemesince, Kat Mülkiyeti’ne tabi taşınmazlarda ortak alanların kiraya verilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın tarafları arasında bir kira ilişkisi bulunmadığı gibi, tarafların da böyle bir iddia ya da savunmaları bulunmamaktadır. Davanın konusunu, ortak alana haksız el atmadan kaynaklanan ecrimisil talebi oluşturmaktadır. İhtilafın, 20. Hukuk Dairesi’nin kararında da belirtildiği gibi, genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekmektedir.
Davacının, davalının ortak alana haksız müdahalesenin men’i için daha önce Sulh Hukuk Mahkemesi’ne müracaatta bulunduğu, mahkemece müdahalenin men’ine karar verildiği, buna rağmen davacının bu kararı infaz ettirmeyerek kira talebinde bulunmasının, Kat Mülkiyeti Kanunu’na karşı hile oluşturacağı düşünülebilir ise de; kesinleşmiş men kararının icraya konulması ya da konulmaması, diğer kat malikleri ile davacı arasındaki bir iç ilişkidir ve dosyaya yansıyan ihtilafa bir etkisi bulunmamaktadır. Dolayısı ile, davalının haksız el atmasının hukuki yaptırımdan uzak tutulmasının gerekçesi olamaz. Davalının haksız el atması sabit olduğuna göre, haksız el atmadan kaynaklanan ecrimisile de hükmedilmesi gerekir.
Nitekim; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 19/03/2014 tarih, 2013/3-752 Esas, 2014/334 sayılı Kararında, projesinde ortak kullanım alanı olan sığınağı bodrum katla birlikte ekonomik amaçla kullanan kişinin haksız işgal tazminatı ödemesi gerektiğine hükmederek, aksi yöndeki ilk derece mahkemesinin direnme kararını bozmuştur. Hukuk Genel Kurulunun emsal nitelikteki bu kararına rağmen davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın da onanması, hukuk güvenliğini ve mahkeme kararlarının öngörülebilirliğini ortadan kaldıracaktır.
Açıkladığım bu gerekçelerle İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiği kanaatiyle, sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum.