Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/15093 E. 2011/945 K. 31.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15093
KARAR NO : 2011/945
KARAR TARİHİ : 31.01.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.08.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar kesin hüküm nedeniyle ayrıca satış vaadi sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra on yıl geçtiğini belirterek, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten, dosya arasında bulunan aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/324 esasında kayıtlı davada, davacının aynı satış vaadine dayanarak ferağa icbar suretiyle tapu iptali ve tescil isteminde bulunduğu, davanın kabul edildiği, hükmün temyizi üzerine kararın Dairemizce satışa konu paylar elbirliği mülkiyetine tabi olduğundan elbirliği mülkiyetinde iştirak çözülmeden sözleşmenin ifasının istenemeyeceği nedeniyle bozulduğu, bozmadan sonra davacı vekilinin 04.08.2003 tarihli dilekçe ile “derdestlik itirazına yol açılmaması açısından şeklen kararın kesinleşmesini sağlamak üzere, açılan davadan feragat ettiğini” beyan ettiği, davanın da vazgeçme sebebiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
2010/15093 – 2011/945
HUMK’nun 91. ve 95.maddeleri uyarınca davadan feragat, kati bir hükmün hukuki sonuçlarını meydana getirir ve aynı konuda ilerde açılacak dava için kesin hüküm oluşturur. Ne var ki, feragat beyanının hakkın özüne ilişkin bulunması gerekir. Somut olayda ise davacı vekili, hakkın özünden vazgeçmemiş, iradesini şeklen kararın kesinleşmesini sağlamak üzere belirtmiştir. Bu tür bir belirtme, hakkın özünden vazgeçme anlamında değildir. Kısaca, davacı vekilinin önceki beyanı kesin hükmün sonuçlarını meydana getirmez.
Yapılan bu saptamalara göre, mahkemece çekişmenin esası incelenerek bir hüküm kurulması gerekirken ortada kesin hüküm sonuçlarını doğuracak vazgeçme beyanı varmış gibi yazılı bazı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.