Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/20252 E. 2012/20718 K. 21.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20252
KARAR NO : 2012/20718
KARAR TARİHİ : 21.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen SGK Adana İl Müdürlüğünün tüzelkişiliği bulunmadığından dava ve taraf ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın “Dava Şartları” başlıklı 114.maddesinin 1.fıkrasının (d) bendinde tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan gerçek ve tüzel kişi davada taraf ehliyetine (HMK. m.50) ve medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler de dava ehliyetine (…m.51) sahiptir. Taraf ehliyeti; hak ehliyetinin, dava ehliyeti ise fiil ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekildir.
HMK’nın 115.maddesine göre; dava şartı olarak düzenlenen “dava ve taraf ehliyetinin” olup olmadığının mahkemece kendiliğinden araştırılması ve dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir ise de dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için davacıya kesin süre verilmeli, bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmelidir. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.
Öte yandan husumet doğru hasıma yönlendirildiği ve bu hasmın da “dava ve taraf ehliyetine” sahip olduğu hallerde, hasmın temsilcisinde hata yapılması “temsilde hata” olup davanın “dava ve taraf ehliyeti” noksanlığı nedeniyle reddi yerine davanın gerçek temsilciye yöneltilmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu’nun 1.maddesine göre; kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî açıdan özerk, bu Kanunda hüküm bulunmayan durumlarda özel hukuk hükümlerine tâbi Sosyal Güvenlik Kurumu kurulmuş olup “taraf ve dava ehliyetine” sahiptir. Kanun’un 10.maddesinin 1.fıkrasının (d) bendine göre adlî ve idarî makamlara, gerçek ve tüzel kişilere karşı Kurumu temsil etme görevi “Başkan” ait olup Kuruma karşı açılacak davalarda husumetin Sosyal Güvenlik Kurumu’na (Başkanlığına) yöneltilmesi gerekir.
Kuruma yöneltilen davada hasım olarak tüzel kişiliği bulunmayan İl Müdürlüklerinin gösterilmesi halinde dava reddedilmeyerek Sosyal Güvenlik Kurumu’na husumet yöneltmesi için davacıya mehil verilmelidir.
Somut olayda, davacının ödeme emirlerinin iptaline dair eldeki davada husumeti “Sosyal Güvenlik Kurumu Adana İl Müdürlüğüne” yönelterek temsilde hata yaptığı anlaşılmakla Sosyal Güvenlik Kurumu’na husumet yöneltmesi için davacıya mehil verilerek ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre, davacının “Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı” yerine “”Sosyal Güvenlik Kurumu Adana İl Müdürlüğüne” husumet yöneltmesi “dava ve taraf ehliyeti” noksanlığı kabul edilse dahi HMK’nın 115/2 maddesine göre dava şartı noksanlığının giderilmesinin veya HMK’nın 124.maddesine göre maddede belirtilen hallerde tarafta iradi değişiklik yapılmasının mümkün olup olmadığının düşünülmemesi de doğru değildir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.