Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/3829 E. 2012/12224 K. 26.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3829
KARAR NO : 2012/12224
KARAR TARİHİ : 26.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, 141.706,65TL maddi tazminat ve 50.000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 24 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının %20, davalı … ‘nin %80 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Maddi tazminatın saptanmasında ; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda hat bakım ustası olarak çalışan davacının olay tarihindeki ücreti yeterli şekilde araştırılmamıştır. SGK müfettiş raporunda …’nde çalışan murise 2004 Şubat ayında 14 gün, Mart ayında 30 gün ve Nisan ayında 1 gün olmak üzere günlük 14,100TL’den asgari ücret ödemelerinin yapıldığı saptanmıştır …’nde çalışan iki tanık 04.02.2004 tarihinde işyerinde çalışmaya başladıklarını,birisi günlük 30TL, diğeri ise günlük 40TL aldıklarını, davalı …, 04.02.2004 tarihinde acilen işe başlayan davacının 2 gün sonra iş kazası geçirdiğini bu nedenle kazalı işçiye ait SSK kaydı ile 2 günlük ücret bordrosunun bulunmadığını beyan etmişlerdir. Mahkemece Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı’na 154KV’lik enerji nakil hattı iş kolunda çalışan bir … kalfasının yıllara göre alabileceği günlük ve aylık ücretler sorulmuş, cevaben bildirilen ücretlerin ortalama bir değer olup,kesin ücreti yansıtmadığı bildirilmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda davacının hesaplamaya esas alınan ücretinin tanık beyanları ve dosyada mevcut rayiç listeye göre günlük 30TL olup asgari ücretin 2,97katı olduğu anlaşılmaktadır. Belirlenen ücret gerçeği yansıtmamaktadır. Bu bakımdan mahkemece meslek kuruluşlarından gerçek ücret araştırması yapılmadan,günlüğü 30TL esas alan hesap bilirkişisi raporuna dayanılarak sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş öncelikle davacının ilgili meslek odasından yaşı, mesleki kıdemi, yaptığı iş, eğitim durumu belirtilerek emsallerinin ücreti araştırılarak gerçek ücret belirlendikten sonra maddi zararı yeniden hesaplatmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
3-Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen 50.000,00 TL manevi tazminat fazladır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 26/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.