Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/14164 E. 2012/19118 K. 08.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14164
KARAR NO : 2012/19118
KARAR TARİHİ : 08.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının, kesinleşen ilk davada alınan hesap raporu ile miktarı tespit edilen ancak o davada talep ve hüküm dışı kalan 9.815,25 TL bakiye maddi tazminatın 18.11.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin aynen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda davalı, zamanaşımı def’i ile birlikte davacının kısmi davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığını, bunun kendisi yönünden usulü kazanılmış hak oluşturduğunu, bu nedenle davanın usulü kazanılmış hak yönünden reddini istemiştir..
Somut olayda Gölbaşı Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2008/404 esas sayılı kesinleşen dosyasının incelenmesinde; davacının maluliyeti nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100,00.- TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği, yargılama sırasında alınan raporda davacının belindeki rahatsızlığın meslek hastalığı olduğu, SGK tarafından meslekte kazanma gücü kaybının %38 oranında olduğunun saptanarak davacıya sürekli işgöremezlik geliri bağlandığı, buna göre alınan raporlar doğrultusunda mahkemece davanın kabulüne karar verildiği; anılan kararın davalının temyizi üzerine Dairemizce bozulduğu, bozma doğrultusunda alınan raporda davacının meslek hastalığı sonucu %37,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin saptandığı, yaptırılan kusur incelemesinde olayın meydana gelmesinde işverenin %60 oranında kusurlu olduğu ve %40 oranında da kaçınılmazlık olgusunun bulunduğu, davacının kusursuz bulunduğu, buna bağlı olarak alınan hesap bilirkişi raporunda davacının gerçek zararının 166.537,40.- TL olarak saptandığı, SGK tarafından bağlanan gelirlerin tüm peşin sermaye değeri düşüldüğünde 107.540,78.- TL maddi zararın kaldığı; davacının 100,00.-TL’lik maddi tazminat davasını açarken fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu, ancak anılan ilk talebini 107.540,78.-TL’na
çıkardığı 23.03.2007 tarihli ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan kısmi davasını ıslah ettiği ve sonuçta mahkemece 107.540,78 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın 18.11.2002 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği ve bu kararın Dairemizce bozulması üzerine yeniden alınan hesap raporu doğruldusunda peşin sermaye değerinin indirimi ile maddi zararın 117.355,76.-TL olarak hesaplandığı, ancak taleple bağlı kalınarak mahkemece 22.12.2009 tarih ve 2008/404-2009/791 sayılı karar ile 107.540,78 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın 18.11.2002 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 11.05.2010 tarih ve 2010/1201-5569 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür. Davacı eldeki davada, kesinleşen dosyada hesaplanan bakiye maddi zarar tutarı olan 117.355,76- 107.540,78=9.814,98.-TL’nı talep etmiş, mahkemece de talep aynen hüküm altına alınmış ise de, davacı 100,00.-TL’lik kısmi maddi tazminat davasını açarken fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş olmasına rağmen, anılan ilk talebini 107.540,78.-TL’na çıkardığı, diğer bir anlatımla kısmi davasını ıslah ettiği 23.03.2007 tarihli ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığından davalı lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Gerçekten ıslah yoluyla müddeabihin arttırılması mümkün ise de, somut olayda davacı ıslah dilekçesinde talep konusu alacaklardan fazlaya ait
haklarını saklı tutmamıştır. Davacı dava konusu yapmadığı ve saklı tutmadığı kısımlardan zımnen vazgeçmiş ve isteklerini miktarla sınırlandırmış sayılır. (YHGK.nun 2004/4-200E. 2004/227 K.) Bu durumda bakiye maddi tazminata dair açılan eldeki davanın reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
08.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.