Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/6818 E. 2021/4254 K. 23.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6818
KARAR NO : 2021/4254
KARAR TARİHİ : 23.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 16.05.2016 gününde verilen dilekçe ile harici satıma dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabul nedeniyle kabulüne dair verilen ve temyiz edilmeden kesinleşen 20.06.2016 günlü hükmün Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 23.09.2021 günlü yazısı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 363’üncü maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, harici satıma dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, tapuda davalı adına kayıtlı 5727 ada 18 parsel sayılı taşınmazın, müvekkillerinin her birine 1/6 pay düşecek şekilde satımı hususunda taraflar arasında anlaşmaya varıldığını, satış bedelinin tamamının davalıya ödendiğini, ancak davalının tapuyu devretmeye yanaşmadığını ileri sürerek, davalı adına kayıtlı tapunun iptali ile müvekkilleri adına 1/6’şar pay oranında tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, 15.06.2016 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kabul nedeniyle kabulüne ve dava konusu 5727 ada 18 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile 1/6’şar pay oranında davacılar adına tesciline karar verilmiş; taraflara son olarak 30.06.2016 tarihinde tebliğ edilen hükmün, tarafların temyiz haklarından feragat ettiklerine dair dilekçelerini sunmaları üzerine 30.06.2016 tarihinde kesinleştiği karara şerh edilmiştir.
Hüküm, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, 6100 sayılı HMK’nın 363’üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kanun yararına temyiz edilmiştir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda, toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.
Anılan Kanunun “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8’inci maddesinin birinci fıkrası gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri Bakanlık tarafından belirlenen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında; “Asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemez. Bakanlık asgari tarımsal arazi büyüklüklerini günün koşullarına göre artırabilir. Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz…” hükmü düzenlenmiştir.
Kanunun 3. maddesinde; mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır.
5403 sayılı Kanunun “Yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü” başlıklı 8/A maddesinde ise; “İl ve ilçelerin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklükleri bölge farklılıkları göz önünde bulundurularak bu Kanuna ekli (1) sayılı listede belirlenmiştir. Tarımsal araziler bu Kanuna ekli (1) sayılı listede belirlenen yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin altında ifraz edilemez, bölünemez…” hükmüne yer verilmiştir.
Paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyeti şeklinde birlikte mülkiyetin söz konusu olduğu tarım arazilerinde satışa konu edilemeyen yerlerin satış vaatlerine de konu olamayacağı kuşkusuzdur.
Asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin üzerinde olan tarım arazileri yukarıda belirtilen miktarların altında ifraz edilmemek şartıyla oranına bakılmaksızın hisseli olarak satılabilir.
Öte yandan, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununun 13’üncü maddesinin birinci fıkrasında da “Uygulama alanlarında Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazetede yayımı tarihinden itibaren kamulaştırma, toplulaştırma, arazi değiştirilmesi ve dağıtım işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescili sonuçlandırılıncaya kadar gerçek kişilerle özel hukuk tüzel kişilerine ait arazinin mülkiyet ve zilyetliği devir ve temlik edilemez. Bu araziler ipotek edilemez ve satış vaadine konu olamaz. Ancak bu kısıtlama süresi beş yılı aşamaz.” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olaya gelince; dava konusu 5727 ada 18 parsel sayılı taşınmazın UYAP sistemi üzerinden tapu kaydının incelenmesinde, 06.03.2015 tarihli satış edinme sebebine dayalı olarak davalı … adına kayıtlı iken, 14.07.2016 tarihli mahkeme kararı ile satış edinme sebebiyle 1/6’şar paylı olarak davacılar adına tescil edildiği, tapunun beyanlar hanesinde ise “3083 sayılı Yasanın 13. maddesi gereğince kısıtlıdır” şeklinde 25.02.2014 tarihli ve “3083 sayılı Yasanın Uygulama Yönetmeliğinin 24. maddesine göre toplulaştırma alanına alınmıştır” şeklinde 15.07.2016 tarihli şerhlerin bulunduğu; daha sonra davacı …’ın 1/6 payını 16.09.2019 tarihinde dava dışı …’a, davacı …’ın 1/6 payını aynı tarihte dava dışı …’a ve davacı …’nın 1/6 payını 17.06.2020 tarihinde dava dışı …’e satış yoluyla devrettikleri; son olarak taşınmazın 16.02.2021 tarihinde 3083 sayılı Yasaya göre toplulaştırma işlemine tabi tutularak ifrazen 6717 ada 7, 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların oluşturulduğu, aynı tarihte tapu kayıtlarının beyanlar hanesine “3083 sayılı Yasanın 6. maddesine göre kısıtlıdır” şerhlerinin tesis edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, dava konusu 5727 ada 18 parsel sayılı taşınmazın 5403 sayılı Kanun uyarınca tarla vasfında olduğu ve yukarıda değinilen kanun hükümlerinde belirtilen miktarların altında ifraz edilemeyeceği göz önüne alınarak taşınmazın, davacılar adına yazılı şekilde hisseli olarak tapuda intikalinin mümkün olup olmadığı ve kanunda belirtilen hususları taşıyıp taşımadığı hususlarının ilgili kamu idaresinden sorulmak suretiyle kanun hükümlerinde belirtilen miktarların altında olduğunun anlaşılması halinde, kamu düzeni gereği taşınmazın ifrazının yasaklandığı bir konuda davalının davayı kabulünün hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan kısıtlama şerhlerine rağmen, eksik inceleme ve araştırma ile davalının kabul beyanı bulunduğu gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi kabul edilerek, mahkeme kararının kanun yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.06.2016 tarihli ve 2016/364 Esas, 2016/376 sayılı Kararının hukuki sonuçlarını etkilememek kaydıyla 6100 sayılı HMK’nın 363/2. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK’nın 363/3. maddesi uyarınca gereği yapılmak üzere kararın bir örneğinin ve dosyanın Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE, 23.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.