Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/502 E. 2010/1523 K. 15.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/502
KARAR NO : 2010/1523
KARAR TARİHİ : 15.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.07.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.07.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … yola bağlantısı olmayan 107 ada 1 parsel sayılı taşınmazı için davalılara ait 1705, 1703, 1701, 1712, 1694 ve 719 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece dava kabul edilerek davacı taşınmazı yararına geçit kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü 1703 parsel maliki … vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece 29.11.2002 tarihinde verilen karar dairemizce; “Mahkemece davacının geçit istediği yerin kadim yol olduğu gerekçesi ile hüküm altına alınan 1 parsel lehine geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir. Ancak kadim yol iddiası yargısal yoldan kanıtlanıp yol olarak terkin edilebilecek iken ve talepte geçit hakkı kurulması isteğine ilişkin olduğu halde kadim yol olduğu kabul edilen yerden geçit hakkı kurulması az yukarıda açıklanan ilkelere aykırı olmuştur. Belirtilen nedenle mahkemece mahallinde uzman ve yerel bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılarak davacı parselinin genel yol ile bağlantısını sağlayacak tüm alternatif yollar saptanmalı, yukarıda açıklanan ilkeler de gözetilerek en uygun yerden geçit hakkı kurulmalıdır. Tüm bu hususların gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup hüküm bozulmalıdır”
gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulduğu halde önceki hüküm ile hemen hemen aynı karar verilerek bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Eldeki davada dosya içerisinde mevcut 17.04.2002 tarihli keşiften sonra Fen bilirkişisi Yücel Ürün tarafından düzenlenen krokili raporda davacıya ait 1 parsel sayılı taşınmazın doğusunda yolun bulunduğu belirtilmektedir. Ancak dosya içerisindeki mevcut paftada bu konuda bir açıklık yoktur. Mahkemece gerçekten davacı taşınmazının yola cephesinin bulunup bulunmadığı, bu yolun geçit ihtiyacını karşılamaya yeterli olup olmadığı araştırılmamış, aleyhine geçit kurulan taşınmazların kullanım şeklini ve bütünlüğünü bozacak şekilde taşınmazların ortasından geçit tesisine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, davacıya ait taşınmazın kuzeyindeki yolları da gösteren geniş kapsamlı pafta örneği getirtilerek bilirkişilerden ek rapor alınarak ya da mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle davacıya ait 1 sayılı parselin doğusunda davacının geçit ihtiyacını karşılamaya yeterli yol olup olmadığı araştırılarak var ise davayı reddetmek olmalıdır. Aksi halde yukarda açılanan ilkeler doğrultusunda uygun geçit alternatifleri belirlenerek sonucuna göre davacı taşınmazı yararına bir geçit oluşturmak olmalıdır.
Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılması gerekirken davalıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.