Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/9402 E. 2011/11222 K. 30.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9402
KARAR NO : 2011/11222
KARAR TARİHİ : 30.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.11.2007 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil-alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, davalıya arsa alması için para gönderdiğini ancak tapuda davalının kız kardeşi üzerine tescil edildiğini, tapunun iptali ile adına tescilini olmazsa davalıya ödediği paraların tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 30.000 F.F’nın tahsiline karar verilmiş,
Hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir … ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme … sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi, 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK’nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
İnanç sözleşmesinden … davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda;
Dava konusu taşınmaz Kuşadası … Köyü 776 parsel olup … … adına kayıtlıdır. Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/127 Esasında kayıtlı davacı tarafından … ve … aleyhine muvazaa nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası açıldığı derdest olduğu ve eldeki dava dosyası ile birleştirilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Eldeki dava dosyası ile Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/127 Esasında kayıtlı dosyada dava konusu parseller aynı olup tapu maliki davada yer almıştır. O nedenle mahkemece HUMK’ nun 45. maddesi uyarınca davaların birleştirilerek görülmesi zorunludur.
Mahkemece her iki davanın birleştirilmesi ve birleştirme sonucu yukarıdaki ilkelerde gözetilip tarafların tüm delilleri birlikte değerlendirilerek esas hakkında bir hükme varılması gerekirken bu hususun gözardı edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZUMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.