YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/17020
KARAR NO : 2011/5542
KARAR TARİHİ : 11.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı; Davalılar ile kendisine ait hisse oranı %50 olmak üzere kurulan muhasebe işletmesine ortak iken %50 hissesini davalılara 17.12.2000 tarihli sözlüakit ile devir ve temlik ettiğini, bunun karşılığında kendisine 7.200,00 TL ödeme yapıldığını ancak davalıların yapılan sözleşme gereğince 31.12.2000 tarihine kadar olan … Vergi Dairesine ödenmesi gereken KDV, geçici vergi, gelir vergisi, damga vergisi, sigorta gibi bilumum bütün işletmeye ait borçları ödemeleri gerekirken ödemediklerini, borcun 8.225,00 TL’lik kısmını kendisinin ödemek zorunda kaldığını, daha sonra ise ödenen kısmın rücuen tahsili için davalılar aleyhine icra takibi yaptığını, davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiklerini belirterek, itirazın iptali ile davalıların %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın Reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, Davalıların … 1.İcra Müdürlüğünün 2007/1104 Esas sayılı icra dosyasına yapmış oldukları itirazın asıl alacak olan 8.225,00 TL yönünden iptaline, takibin devamına, belirtilen asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının işlenmiş temerrüt faizine ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalılar ile uzun yıllardır sürdürdüğü ortaklık ilişkisini 17.12.2000 tarihli sözlü akit ile devir ettiğini, sözleşme gereğince davalıların bu ortaklıktan doğan vergi borçlarını ödemekle yükümlü oldukları ve fakat ödemedikleri için 2010/17020 2011/5542
Kendisinin ödemek zorunda kaldığını belirterek, ödediği bedelin rücuen tahsili için yaptığı takibe yapılan itirazın iptalini istemiştir. Davalılar ise; ortaklık ilişkisinin doğru olduğunu ancak 2000 yılının Mayıs ayında tarafların yeni bir ortaklık tesis ettiğini, tesis edilen bu yeni ortaklığın ise 17.12.2000 tarihli akit ile sona erdirildiğini, bu akitte yer alan hükümlerin ancak yeni dönemi kapsadığını, 17.12.2000 tarihli harici akit ile davacıya yapılan 7.200,00 TL nedeni ile vergi borçlarından sorumlu olmadıklarını ileri sürerek davanın reddini dilemişlerdir. Taraflar arasındaki ortaklık ilişkisi mahkemenin ve tarafların kabulünde olup, uyuşmazlık, davacı tarafça ödenen vergi borcundan kimlerin sorumlu olduğu noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda; Dosya içerisinde bulunan Mal Müdürlüğüne ait yazıda; Davacı ile davalılar arasındaki ortaklığın 03.05.2000 tarihinde başladığı, 31.12.2000 tarihinde ise sona erdiği, ortaklık adına 5.246,04 TL borcun olduğu, Davacı …’nun ise 01/01/1981 yılından 08/05/2000 yılına kadar şahsi faaliyet gösterdiği, davacıya ait vergi aslı ve gecikme zammı olarak toplam 10.554,21 TL borcunun olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında tanzim edilen 17.12.2000 tarihli işyeri devir sözleşmesinde “31.12.2000 tarihine kadar ki işletmenin borçlarının tamamı … ve … tarafından ödenecek, …(Davacı) işletmenin hiçbir alacak ve borcuna karışmayacak” cümlesi yer almakla birlikte, bu ifade biçiminin, Davacının 1981 yılından itibaren doğmuş bulunan tüm vergi borçlarını kapsayacak şekilde yorumlanmasına olanak bulunmamaktadır. Zira B.K. 18. Maddesinde de açıkça ifade edildiği üzere; sözleşmenin şekil ve şartları belirlenirken akitte yer alan sözlere değil, tarafların gerçek iradelerinin ne olduğuna bakılmak gerekmektedir. Hal böyle olunca; anılan sözleşmedeki bu ifadenin, taraflarca 03.05.2000 tarihinde kurulan yeni dönemde doğmuş bulunan vergi v.b borçlarına ilişkin olduğu, davalıların yalnızca 03.05.2000-31.12.2000 tarihleri arasında doğan borçlardan sorumlu olduğu kabul edilerek, gerekirse ek bilirkişi raporu alınmak suretiyle alınacak raporun değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken sözleşmenin yorumunda yanılgıya düşülerek, Davacının sözleşme tarihine kadar doğmuş şahsi vergi borçlarından da davalıların sorumlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenler ile davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenler ile temyiz edilen hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 11.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.