YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/575
KARAR NO : 2011/3002
KARAR TARİHİ : 18.05.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve sayılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili gelmedi. Davalı kooperatif yetkilileri …… geldiler. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı kooperatif yetkilileri dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava; yanlar arasında imzalanan tarihsiz sözleşme uyarınca davacının taşeron sıfatıyla yaptığı imalâtların ödenmeyen bedelinin tahsili istemiyle açılmıştır. Davalı iş sahibi kooperatif davanın reddini istemiş, mahkemece asıl dava ve ıslahla arttırılan miktar dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalı savunmasında sözleşmedeki imzaların dönemin kooperatif yetkililerine ait olmadığını, imzanın şaibeli olduğunu belirtmekle sözleşmeyi inkâr etmiştir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca kooperatifçe yaptırılacak inşaat işlerinin kooperatif genel kurulunca alınacak karar üzerine yetkili yönetim kurulu üyelerinin yapacakları sözleşme ile yerine getirilmesi zorunludur. Dava konusu olayda inşaat yapımı konusunda genel kurul kararının alınıp alınmadığı ve sözleşmenin yetkili yönetim kurulu üyelerince imzalanıp imzalanmadığı hususları incelenmemiştir. Bu nedenle mahkemece belirtilen doğrultuda inceleme yapılarak ve imzaların sıhhati araştırılarak imzaların yetkililere ait olduğunun anlaşılması ve genel kurulca yönetim kurulu üyelerine yetki verildiğinin saptanması halinde şimdiki gibi davacı alacağına hükmedilmeli, aksi takdirde davacının BK’nın 413 vd. maddeleri uyarınca vekâletsiz işgörme hükümlerine göre imalâtın yapıldığı tarihlerdeki mahalli piyasa rayiçleri esas alınarak imalât bedeli saptanıp kabul edilen ödeme tutarı düşülerek sonuca varılmalıdır. Yine her ne kadar asıl davada faiz istenmemiş ise de ıslahla açılan davada istemin tümüne reeskont faizi istenilmiş olduğundan hüküm altına alınan alacağın tamamına ıslah tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmalıdır.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, taraflar duruşmada vekille temsil olunmadıklarından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, fazla alınan temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 18.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.