YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15102
KARAR NO : 2011/5222
KARAR TARİHİ : 04.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı Davalı bankanın dava dışı …isimli kişiye verdiği kredi kartına garantör olarak imzaladığını, daha sonra hakkında icra takibi yapılarak ana para olarak 12.670 TL nin tahsilinin istenildiğini, bu miktara faiz yönünden itiraz ettiğini, G.Antep Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde görülen dava neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve faiz oranının düşürüldüğünü, kendisine gönderilen ihtarnamede kefalet limitinin 6500 TL olduğu belirtilmekle birlikte, sözleşme tarihi itibariyle rakamın çok yüksek olduğunu belirterek, sözleşme tarihindeki kefalet miktarının tespit edilerek bu miktar ile sınırlı olarak sorumlu olduğunun ve icra dosyasındaki borç nedeni ile 50.000 TL den sorumlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı ; Mahkemenin yetkisiz olduğunu, dava konusunda kesin hüküm bulunduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıya 6500 TL borçlu olduğunun tespiti ile bunun dışında kalan 43.500 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı eldeki dava ile davalı banka ile dava dışı … arasında imzalanan kredi kartı verilmesine dair sözleşmeye garantör sıfatı ile imzasının alındığını ancak bu imzanın kefalet niteliğinde bulunduğunu, sözleşmede kredi limitinin belirli olmadığını, bu nedenle kefaletinde geçerli olmadığını ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Mahkemece aslı bulunamadığı için fotokopisi dosya içerisine getirtilen 06.01.2002 tarihli sözleşme metninde; davacının garantör sıfatı ile imzasının 2010/15102 2011/5222
bulunduğu ve fakat kredi limitine ilişkin bir belirmenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının sözleşme metninde yer alan … beyanı ile kredi sözleşmesine yollama yapılarak bu sözleşmeden doğan ve doğacak borçlar için davalıdan teminat alınmış olmakla birlikte … beyanının sözleşmenin asli unsuru olmadığı, feri nitelikte ve kefalet amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde, teminat verenin bağımsız bir borcu değil, kredi kartı müşterisi asıl borçlunun sorumluluğunu yüklenmiş olması nedeniyle de bir … sözleşmesinin varlığından söz edilemez.
BK’nun 484. maddesi gereğince kefaletin geçerli olabilmesi için sözleşmenin yazılı şekilde yapılması kefilin sorumlu olacağı muayyen miktarın (limitin) gösterilmesi zorunludur. Aksi halde sözleşme geçersizdir. Somut olayda, dosyaya ibraz edilen 06.01.2002 tarihli sözleşmede, davacı kefilin sorumlu olduğu limit belirtilmemiştir. Bu durumda, davalının, davacı kefil açısından geçersiz olan bu sözleşmeye dayanarak davacı Hakkı’dan bir talepte bulunamayacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, BOZMA nedenidir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenler ile davacının temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenler ile davacı ve davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 4.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.