YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5508
KARAR NO : 2011/6836
KARAR TARİHİ : 25.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 08.02.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu 26 parsel sayılı taşınmazın 45 m2’lik kısmının taraflar arasında sözlü temlik anlaşmasına dayalı olarak tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın kesin hüküm nedeniyle reddini savunmuştur.
Mahkemece, kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde hukuk yargılama sistemimizde yer almaktadır.
Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılamaması amacını güden maddi anlamda kesin hüküm HUMK’nun 237. maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre kesin hükmün oluşabilmesi için;
1-Dava konusunun, diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen sonucun aynı olması,
2-Dava sebebinin yani davanın dayanağı olan vakıaların aynı olması,
3-Davanın taraflarının aynı olması gereklidir.
Somut olayda; davacılar, Kadirli 1. Asliye Hukuk mahkemesinde görülen 2006/101 esas sayılı davada, 227 ada 26 parsel sayılı taşınmazları yararına aynı ada 24 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istediklerini,bu davaya davalının da müdahil olarak aynı ada 27 parsel sayılı taşınmazı yararına geçit hakkı kurulmasını istediğini, mahkemece davalıya ait 27 parsel sayılı taşınmaz yararına,davacılara ait 26 parsel sayılı taşınmaz aleyhine bu taşınmazın ise 45 m2’lik kısımdan da geçit hakkı kurulduğunu, bu dava görülürken davalının geçit kurulan 45m2’lik kısma karşılık olarak kendisine ait 27 parsel sayılı taşınmazdan 45 m2’lik kısmın vermesi hususunda davalı ile anlaştıklarını ancak davalının bu sözlü anlaşmaya uymadığını belirterek davalıya ait 27 parsel sayılı taşınmazın 45m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini, uygun görülmediği takdirde 45m2’lik kısmın değerinin tespit edilerek ödenmesini istemişlerdir.
Mahkemece her iki davanın konusu, sebebi ve tarafları aynı olduğu gerekçesiyle kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, eldeki dava tapu iptali ve tescil, mahkemece hükme esas alınan 2006/101 esas, 2007/480 karar sayılı dava ise geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Bir başka anlatımla her iki davanın hukuki sebepleri ve konusu farklıdır. Dolayısıyla, kesin hükümden söz etmek mümkün değildir.
Eldeki davada Türk Medeni Kanununun 6.maddesi uyarınca taraflar arasındaki sözlü temlik sözleşmesinin ispat yükü ise bunu iddia eden davacı tarafa düşer. Davacılar, dosyada sözlü temlik sözleşmesini kanıtlayacak bir delil getirmemişlerdir. Bu durumda davanın ispatlanamadığından reddi gerekirken kesin hüküm nedeniyle reddi doğru değilse de mahkemece verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK’nun 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün gerekçesi DEĞİŞTİRİLMİŞ bu hali ile ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 25.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.