YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4653
KARAR NO : 2010/5680
KARAR TARİHİ : 13.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.11.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydına irtifak hakkının yazılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 21 parsel sayılı taşınmazı 02.02.1995 tarihinde dava dışı …’ye sattığını ve resmi senette “yeniden üzerine kat ilave etmemek ve olduğu mevcut durumdan daha fazla yükseltmemek” koşuluyla satış yapıldığını, ancak resmi senette yer alan irtifak hakkının tapuya yazılmadığını ileri sürerek 21 parsel sayılı taşınmaz kaydına resmi senet kapsamına uygun olarak irtifak hakkı tesis edilmesini talep etmiştir.
Davalı … yargılamaya katılmamış, davaya dahil edilen 21 parsel maliki … ise taşınmazı irtifakla yükümlü olarak satın almadığını, iyiniyetli olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü dahili davalı temyiz etmiştir.
Dava, irtifak hakkının tapu kütüğüne tescili isteğine ilişkindir.
İrtifak hakkı, bir eşya üzerinde hak sahibine o eşyadan yararlanma yetkisi sağlayan bir ayni haktır. Ayni hak olarak herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir etkiye sahip olmakla birlikte eşya üzerinde sınırlı bir hakimiyet sağlar. İrtifakın içeriği yalnız eşyadan veya eşyanın özünden elde edilebilecek menfaatlerden yararlanma imkanından ibarettir.
Türk Medeni Kanununda irtifak hakları taşınmaz lehine irtifak hakkı, intifa hakkı, oturma hakkı, üst hakkı, kaynak hakkı ve diğer irtifaklar olarak belirlemiştir.
Diğer taraftan, taşınmaz mülkiyetinin özel hukuka ilişkin kanuni kısıtlamalarından komşular lehine konulan kısıtlamalarda mülkiyet içeriğindeki bazı yetkileri sınırlamakta, bir kaçınma ve katlanma yükümlülüğü getirmektedir. Burada yasal kısıtlamanın sonucu bir irtifak kurma sözkonusu ise örneğin; geçit irtifakı gibi bu konuda taraflar anlaşarak bu irtifak hakkını da tesis edebilirler. Ancak, mülkiyetin doğrudan doğruya kısıtlamasını getiren durumlarda ayrıca irtifak hakkı kurulmasına gerek yoktur. Çünkü, bu kısıtlama yasa gereği doğrudan doğruya getirilmiştir.
İrtifak haklarını yararlanma yetkisinin kapsamı açısından tam yararlanma (intifa hakkı), sınırlı yararlanma (kaynak irtifakı), yararlanma yetkisinin tarzı açısından ise olumlu irtifaklar (topraktan elde edilen bir ürünün alınması), olumsuz irtifaklar (manzara kapatmama) ve son olarakta hak sahibinin tayini açısından da kişisel irtifak veya eşyaya bağlı irtifak olarak ayrımlara tabi tutulmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 779/1. maddesi olumsuz taşınmaz irtifakını mülkiyetin sağladığı bazı yetkileri kullanmaktan kaçınma şeklinde belirtmiştir. Bundan maksat mülkiyetin içeriğinde yer alan yetkilerin bir kısmının kullanılmasında hak sahibi lehine feragat etme fikrinden hareket etmektedir(Oğuzman/Seliçi, Eşya Hukuku, İstanbul 2002, s.574).
Somut olayda da, dava konusu taşınmaz satışı sırasında düzenlenen 02.02.1995 tarihili resmi senette “yeniden üzerine kat ilave etmemek ve olduğu mevcut durumdan daha fazla yükseltmemek” şeklinde taşınmazda mülkiyet sahibi olan kişinin bu hakkından doğan taşınmazı kullanım biçimini kısıtlayan bir olumsuz irtifakla yükümlü olarak satılmıştır. Ancak resmi senet içeriğinde yer alan bu irtifak hakkı tapu kütüğünün hak ve mükellefiyetler sütununa tescil edilmemiştir. Davcı şimdi bu hakkın kayda tescilini talep etmektedir. Ancak davasını mülkiyet hakkından kaynaklanan taşınmazdan tam yararlanma yetkisi kısıtlanan kayıt malikine karşı değil de tapu sicil müdürlüğüne yöneltmiştir. Yargılama aşamasında malik davaya katılmış ise de
Usulünce açılmış bir davada da zorunlu dava arkadaşlığının sözkonusu olmadığı haller dışında, davanın yanlış hasma ya da husumet yöneltilmesi gereken kişilerden bir yada bir kaçına karşı eksik açılması durumunda dahi davaya dahil edilerek eksikliğin giderilmesi olanağı yoktur. Islahla dahi taraf değiştirme olanağının bulunmadığı hukuk yargılama sistemimizde dahili dava kurumu da düzenlenmemiştir. O halde kayıt malikinin davaya dahil edilmesi yoluyla davadaki eksikliği giderildiği kabul edilemez. Mahkemece bu olgu gözetilerek davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı olduu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 13.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.