Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/4129 E. 2010/5327 K. 06.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4129
KARAR NO : 2010/5327
KARAR TARİHİ : 06.05.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.08.2008 gününde verilen dilekçe ile haciz şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.01.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 171 ada 17 parsel sayılı taşınmazın … ‘e ait iken 1/3 payının kendisine vasiyet edildiğini, vasiyetnamenin tenfizine karar verilerek tapuda tescil işleminin yapıldığını, ancak taşınmaz muris adına kayıtlı iken …’e intikal edecek hisse için kayda işlenen haciz şerhinin vasiyet edilen paya da yansıtılarak kayda işlendiğini ileri sürerek haciz şerhlerinin terkini isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuş, mahkemece tapu sicil müdürlüğünün yaptığı işlemin iptalinin idari yargının görev alanına gireceği, haciz sınırlamasının kaldırılması isteniyor ise icra müdürlüğünün işlemine karşı icra hukuk mahkemesine dava açılabileceği ve tapu sicil müdürlüğünün davada sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, haciz şerhinin terkini isteğine ilişkindir.
Haciz, kesinleşmiş icra takibinin konusu olan bir alacağın ödenmesini teminen borçluya ait ve haczi kabil bulunan mallara bir bakıma takibi yapan icra müdürlüğünün el koyması işlemidir. İİK’nun 91.maddesi hükmü gereğince gayrimenkulün haczi ile takip konusu borç ve eşya arasında ilişki kurulur ve tasarruf yetkisi Türk Medeni Kanununun 1010.maddesi anlamında kısıtlanmış olur. Bu tür kişisel haklar tapu kütüğüne şerh verilmekle hak sahibine eşya üzerinde dolaylı da olsa hakimiyet hakkı kurmasını sağlamaz ise de tasarruf yetkisinin dar manada kısıtlanması sonucunu doğurduğundan taşınmaz üzerinde sonradan bu hakla bağdaşmayan hak kazanan kişilere karşı da ileri sürülebilir hale gelir.
Türk Medeni Kanunu’nun 1010. maddesi uyarınca haciz şerhi tapuya yazıldıktan sonra lehtarının talebi ile terkin edilebilir. Borcun ödenmesi, icra takibinin düşmesi veya sona ermesi halinde ya da haciz şerhinin usulsüz kaydı hallerinde ilgilisinin terkine olur vermemesi durumunda taşınmaz maliki şerhin terkinini dava edebilir.
Somut olayda; davacıya vasiyet edilen payın tapuda tescili sırasında mirasbırakanın mirasçılarından …’e intikal edecek pay üzerindeki hacizlerin adına tescil edilen paya da yasıtıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, haczin sadece takip borçlusunun payı yönünden korunması gerektiğini belirterek terkin talep etmiştir.
Tapu kaydındaki dayanağı kalmayan veya yolsuz şerh verildiği iddia edilen haciz şerhlerinin terkininde genel mahkemeler görevlidir. Bu talebin tapu sicil müdürlüğü tarafından yerine getirilmemesi veya hak sahiplerinin terkin için başvurmaması ya da icra müdürlüğü tarafından terkine ilişkin yazı yazılmaması halinde terkin talebinde bulunan kişi genel mahkemelere dava açarak yolsuz olduğunu iddia ettiği kaydın düzeltilmesini isteyebilir. Diğer yandan İcra İflas Kanununun 4. maddesi gereğince icra mahkemeleri icra dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikayetlerle itirazları inceleme mercii olup somut olayda icra dairesinin İcra İflas Kanunu hükümlerine aykırı olarak tesis ettiği bir haciz işleminin varlığından da söz edilmemektedir. Mahkemenin davayı ret gerekçeleri arasında saydığı değinilen hususlar yerinde değildir.
Ancak, haciz şerhinin terkini için açılan davalarda Tapu Sicil Tüzüğünün 78. maddesi hükmünün gözetilmesi gerekir. Anılan hüküm uyarınca tapu sicil müdürlüğü tapudaki ayni ve şahsi hakları ancak hak sahibinin başvurusu üzerine terkin edebilir. Hak sahiplerinin başvurmaması halinde bu kayıtların yolsuzluğunu ileri süren kişi hak sahiplerini hasım göstererek açacağı davada terkin talebinde bulunabilir. Davacı da payındaki haciz şerhlerinin terkinini istediğine göre şerh lehtarlarını hasım göstererek dava açması gerekirken husumeti tapu sicil müdürlüğüne yöneltmiştir. Davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerektiğinden mahkeme kararının yazılı ret gerekçesinin açıklandığı şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddi ile yerel mahkeme kararının gerekçesi açıklandığı şekilde DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 06.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.