Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/2974 E. 2012/22578 K. 10.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2974
KARAR NO : 2012/22578
KARAR TARİHİ : 10.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, murisinin … kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekilince süresi dışında, davalılar vekillerince de süresinde temyiz edilmesi ve davalılardan … Müh İnşaat Mak San ve Dış Tic Ltd Şti vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Davacılar vekilinin temyizi yönünden; 24.11.2011 tarihli hüküm, … Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı … Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmüne göre ise … Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir. Gerekçeli kararın sonradan tebliğ edilmiş olması bu 8 günlük süreyi yeniden başlatmaz.
Olayda hüküm 24.11.2011 tarihinde temyiz eden davacılar vekilinin yüzüne karşı tefhim edilmiş, temyiz ise 07.12.2011 tarihinde vukubulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir.
O halde, 1.6.1990 Tarih ve 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da gözönünde tutularak davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.
2-Davalı şirketler vekillerinin temyizi yönünden ise ;dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
Dava, 14.8.2009 tarihinde geçirdiği … kazasında vefat eden sigortalının haksahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istimlerine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat davalarının kabulüne manevi tazminat davalarının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bunun yanında maddi zararın hesaplanmasında zararlandırıcı olaya maruz kalan sigortalının gerçek ücretinin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda;davacı kardeşlerin herbirisi için ayrı ayrı hükmedilen 50.000,00’er TL manevi tazminat miktarı fazla olduğu gibi davacılar murisinin olay tarihindeki ücreti yeterli şekilde araştırılmadan sadece yaptığı … ile doğrudan ilgisi olmayan Esnaf ve Sanatkarlar Odasından sorularak tespit olunan ve asgari ücretin 3.5 katı kadar olan üçretin esas alındığı bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi de hatalıdır.
Yapılması gereken …;davacının yaptığı işe göre ilgili meslek odalarından(inşaat muh.odası vs.) yaşı, mesleki kıdemi, eğitim durumu da belirtmek suretiyle emsallerinin ücretini araştırmak, gerçek ücretinin tespiti için gelen bu cevap veya cevapları diğer tüm deliller ile bir arada değerlendirilerek davacının hükme esas alınabilecek gerçek üçretini tespit etmek, bu ücrete göre maddi zararını yeniden hesaplatarak sonucuna göre karar vermek,ayrıca davacı kardeşlerin herbiri için daha uygun miktarlarda manevi tazminata hükmetmektir.
O halde, davalı şirketler vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin süreaşımı yönünden REDDİNE, davalı şirketler vekillerinin temyiz itirazları bakımından hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.