Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/1482 E. 2010/2666 K. 11.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1482
KARAR NO : 2010/2666
KARAR TARİHİ : 11.03.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 10.09.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, babasının adının “…” olmasına rağmen maliki olduğu 598 ada 9-34 sayılı parselde baba adının “…” 596 ada 81 sayılı parselde ise “…” olarak yazıldığını ileri sürerek düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapu kaydında isim düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı
düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava konusu taşınmazlardan 596 ada 9 ve 34 parsel sayılı taşınmazlarda davacı …’in baba adı …, 596 ada 81 sayılı parselde ise … olarak yazılıdır. 9 ve 34 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanakları incelendiğinde, taşınmazların … kızı … , … oğlu … ve … kızı … ‘e ait iken haricen satışları sonucu 1/4 payın … , 1/4 payının … ve 2/4 payın da … adına tespit edildiği, tespit maliklerinin üçünün baba adının da … olarak yazıldığı görülmüştür. Davacının babası tanık olarak dinlenmiş, taşınmazın aslında eşi … ve …’e ait iken …’in paylarını kızları … ve …’ye, eşinin de davacıya bağışladığını, tespit sırasında … ve …’nin … olan baba adının yanlışlıkla davacı …’nin baba adı olarak yazıldığını bildirmiş, diğer dava konusu 81 parsel sayılı taşınmazda da davacının kayınpederinin babasının adının tapuya yazıldığını söylemiştir. Mahkemece bu tanık beyanına değer verilerek dava kabul edilmiştir.
Yukarıda da değinildiği gibi isim düzeltilmesi davalarında mülkiyet nakline sebebiyet vermemek davanın temel unsurudur. Bu nedenle herhangi bir kuşukuya yer vermeyecek şekilde araştırma ve inceleme yapmak gerekir. Mahkemece de kadastro tutanakları getirtilmiş, zabıta araştırması yapılmış, nüfus kayıtları incelenmiş, tanık olarak dinlenen davacının babasının beyanları
doğrultusunda davanın kabulüne gidilmiştir. Ancak yapılan bu araştırmalar hüküm vermek için yeterli değildir. Öncelikle, davacının annesinin, anne, baba ve kardeşlerini gösterir nüfus aile kayıt tablosu getirtilerek 9 ve 34 parsel sayılı taşınmazlardaki diğer paydaşlarla bağlantının kurulması gereklidir.
81 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, davacının kayınpederinin baba adının tapuya yazılması iddiası ve bu yöndeki tanık beyanı karşısında bu beyanı destekliyecek şekilde nüfus kaydı getirtilmiş ise de kayıt tek başına iddiayı kanıtlamaya yeterli görülmemiştir. Dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğu hususunda taşınmaz başında keşif yapılarak başka tanıklar dinlenmeli, gerekirse dava konusu diğer taşınmazlar için de keşif yapılmalı ve bundan sonra sonuca ulaşılmalıdır. Tüm bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştıma sonucu karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.