Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/3476 E. 2011/6238 K. 28.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3476
KARAR NO : 2011/6238
KARAR TARİHİ : 28.11.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Dairemiz Üyesi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının trafik kurallarını sık sık ihlal ettiğini, son olarak kullandığı aracın lastiği hasarlı olduğu halde amirinin tamir ettirmesi yönündeki talimatına uymadığını, patlak lastikle akaryakıt yüklü aracı sürdürmeye devam ettiğini, ısrar edilmesi üzerine tamir ettirdiğini, bunun üzerine duygusal ve fevri davranarak aracı ve hızlı kullandığının tespit edildiğini, tehlikeli madde taşımacılığı işini ve cevre güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü, şirketi zarara uğrattığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece fesih hakkının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 26.maddesinde öngörülen altı iş günlük hak düşürücü süre içinde kullanılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 25 II- ı bendinde, işçinin isteği ile ya da işini ihmal etmesi sonucu işyerindeki işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi hali işveren için haklı fesih nedeni olarak öngörülmüştür.
4857 İş Kanununun 26. Maddesine göre haklı fesih nedeninin ortaya çıkması halinde feshe neden olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesinin feshedilmesi gerekir. Aksi halde fesih haksız hale gelir.
4857 sayılı Kanun’un 26.maddesinde belirtilen altı işgünlük süre işverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün, altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Davalı şirketin anonim şirket olduğu ve dosya kapsamı göz önünde
bulundurulduğunda davacı ile ilgili evrakların feshe yetkili makamın önüne geldiği tarihten itibaren altı iş günlük sürenin geçmediği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, somut olayda davacı işçi uluslararası taşımacılık yapan davalı şirkette akaryakıt tanker sürücüsü olarak çalışmakta iken, kullandığı tankerin arka dorse lastiğinin patlak olduğunu bildirmesi üzerine amiri tarafından lastiği tamir ettirmesi talimatı verilmesine rağmen 40 ton akaryakıt yüklü tankerle 10 km mesafe yapıp işyerine geldiği tespit edilmiştir. İş sözleşmesi bu ve daha önceki bazı davranışları dikkate alınarak İş Kanunu’nun 25/II-h-1 fıkraları uyarınca feshedilen davacının davranışı iş sağlığı ve güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden feshin haklı nedene dayandığı kabul edilmelidir. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı (50,00) TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100,00.- TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 28/11/2011tarihinde oybirliği ile karar verildi.