Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/2370 E. 2010/3059 K. 22.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2370
KARAR NO : 2010/3059
KARAR TARİHİ : 22.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.05.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, ifraz işleminden sonra 1783 ada 2 parsel numarasını alan taşınmazı davalı ile birlikte satın aldıklarını, üzerine gecekondu yapıldığını, bu yerde davalının oturduğunu, taşınmazın da davalı adına tescil edildiğini, fakat dava dışı belediyeye olan borcu davalı ile birlikte ödediklerini, bu yere sonradan bina yapıldığını, davalıya da 14 ve 15 numaralı bağımsız bölümlerin isabet ettiğini, taşınmazdaki yarı pay kendisine ait olduğundan 14 veya 15 numaralı bağımsız bölümlerden birinin tapu kaydının iptal edilerek adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacı ile beraber 3 kardeşinin gecekondu satın aldıklarını, herkesin kendi gecekondusunu kullandığını, taşınmazın bedelinin kendisi tarafından ödendiğini, açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, 14 numaralı bağımsız bölüme ait kaydın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
İddia ve savunmaya nazaran davada inanç ilişkisine dayanıldığı görülmektedir.
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Dosyada yer alan Kadıköy Belediye Encümeninin 10.05.2001 tarihli kararında dava konusu taşınmazın ihale yoluyla ve 11800.00 TL bedelle davalıya satışının yapıldığı, davalının mülkiyet hakkını bu satışa dayandırdığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı satış bedelinin birlikte ödendiğini savunmuş ise de buna ilişkin yazılı delili olmadığından HUMK’nun 288 ve 289. maddeleri uyarınca bu konuda davalının onayı olmadan tanık dinlenemez. Öte yandan inanç ilişkisi yazılı delille de kanıtlanamamış, davalıya yeminde teklif edilmemiştir.
Bu saptamalar gereğince; yöntemine uygun kanıtlanmayan davanın reddi yerine istek hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 22.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.