YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5524
KARAR NO : 2010/6854
KARAR TARİHİ : 10.06.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.09.2008 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro müdürlüğünün 29.07.2008 tarihli işlemi ile adına kayıtlı 156 parsel sayılı taşınmazda Kadastro Kanununun 41.maddesine göre tersimat hatasının bulunduğundan bahisle düzeltme yapıldığını, bu işlemin hatalı olduğunu ileri sürerek iptal isteğinde bulunmuştur.
Davalı ve müdahil, davanın reddini savunmuşlar, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut olayda; 29.07.2008 tarihli kadastro müdürlüğü işlemi ile 155 ve 156 parsel sayılı taşınmazlarda 136 numaralı poligonun paftasına hatalı tersim edildiği gerekçesiyle anılan 41. madde uyarınca düzeltme işlemi yapılmıştır. Mahkemece işlem ve dayanağı rapor incelenerek dava reddedilmiştir. Yukarıda da değinildiği gibi 41.maddeye göre düzeltme yapıldığında işlemin ilgilisine tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde iptali için sulh hukuk mahkemesine dava açılabilir. Mahkemenin de öncelikle davanın süresinde açılıp açılmadığını denetlemesi gerekir. Dosya içerisinde iptali istenen işlemin davacıya tebliğine dair tebligat parçasına rastlanamamış, mahkemenin bu hususu denetlediği hususunda da tutanaklarda da herhangi bir kayıt yer almamıştır.
Ayrıca, kadastro müdürlüğünün tersimat hatasının düzeltilmesi amacıyla yaptığı işlemlerin yerindeliğinin denetimi yine yukarıda değinilen ilkeler uyarınca taşınmaz başında yapılacak keşif ile sağlanabilir. Mahkemece bu yönde de bir araştırma ve incelemede yapmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece davanın süresinde açılıp açılmadığı saptanmadan ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 10.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.