Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/7969 E. 2010/9330 K. 28.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7969
KARAR NO : 2010/9330
KARAR TARİHİ : 28.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.07.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal tescil, müdahil Hazine tarafından verilen 08.03.2005 günlü dilekçe ile de tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, müdahilin davasının kabulüne dair verilen 13.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal ve tescil, müdahil hazinenin istemi ise yayla iddiası ile açılan tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine, müdahil hazinenin isteminin kabulü ile taşınmazın yayla olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı … temyiz etmiştir.
Hüküm tarihinden sonra 14.3.2009 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunun 2.maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesinin 3.fıkrasına “Bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” cümlesi eklenmiştir. Aynı yasanın 3. maddesi ile de 3402 sayılı Kadastro Yasasına geçici 10.madde eklenerek bu madde hükmü ile az yukarıya metni alınan 12/3 maddesinin son cümlesi hükmünün yürürlük tarihi olan 14.3.2009 tarihinden önce açılan ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda da uygulanacağı öngörülmüştür.
2010/7969 – 9330
Getirilen yasal değişiklik, yargı yoluna başvurmada hak düşürücü sürenin yeniden düzenlenmesine ilişkin olup, yargılamanın her safhasında göz önünde tutulması gereken zorunlu hükümlerden olmakla eldeki davada da uygulanmalıdır. Mahkemece, dava konusu taşınmaza ait tutanağın 09.08.1994 tarihinde kesinleştiği Hazinenin müdahele isteminin ise 08.03.2005 tarihinde 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra yapıldığı gözetilerek isteminin reddine karar verilerek davacı vakfın isteminin değerlendirilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi doğru olmamıştır.
Belirtilen nedenle somut uyuşmazlığın çözümü için, vakfın mukataalı veya icareteynli vakıflardan olup olmadığının veya miri arazilerde mukataalı hayrata tahsis edilmeyen ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba yada şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının keşfen incelenmesi, taşınmazın konumunun düzenlenecek paftada kadim köy ve kasaba yada şehirlere göre haritasında işaret edilmesi, vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi zorunludur.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır.
Hal böyle olunca vakıflara ait tapu kaydı ilk tesisinden itibaren getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenmeli, HUMK’nun 275. maddesi uyarınca yukarıdan beri sayılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurularak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı … Müdürlüğünün temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 28.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.