YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7968
KARAR NO : 2010/9325
KARAR TARİHİ : 28.09.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.07.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil ve müdahil hazine tarafından verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine müdahil Hazinenin davasının kabulüne dair verilen 02.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal ve tescil, müdahil hazinenin istemi ise yayla iddiası ile açılan tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine, müdahil hazinenin isteminin kabulü ile taşınmazın yayla olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı … temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında gerçek kişiler adına tespit edildiği, kadastro tespitine karşı müdahil Hazine tarafından taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup özel mülkiyetin söz konusu olamayacağından bahisle dava açtığı, yapılan yargılama sonunda çekişmeli parselin özel mülk niteliğinde olduğu gerekçesi ile davalı gerçek kişiler adına tesciline karar verildiği, hükmün Yargıtay 17.Hukuk Dairesi denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Müdahil Hazine, eldeki davada da aynı iddiada bulunmuştur.
2010/7968-9325
Burada üzerinde durulması gereken bir sorun; Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunun eldeki davada Hazine yönünden kesin hüküm sayılıp sayılmayacağının saptanmasıdır.Gerçekten, HUMK.nun 237. maddesi hükmünce tarafları, dava konusu ve dayanılan dava sebebi sonradan açılan dava bakımından aynı ise ortada kesin hüküm vardır. Kesin hükmün varlığı halinde o hüküm, taraflar arasında kesin delil teşkil eder. Hakim de bu kesin delile bağlıdır. Diğer taraftan; kesin hüküm teşkil eden bir husus artık yeniden dava konusu yapılamaz.
Açıklanan nedenlerle; Kadastro Mahkemesinin 1994/242E. 1994/495K. Sayılı kararı, müdahil Hazine ile davalılar arasında HUMK.nun 237.maddesi gereğince kesin hüküm niteliğinde olup, taşınmazın niteliği yönünden aynı yasanın 34.maddesi gereğince davacı … idaresi yönünden de güçlü delil teşkil eder.Belirtilen nedenle mahkemece müdahil Hazinenin isteminin reddine karar verilerek davacı vakfın isteminin değerlendirilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi doğru olmamıştır.
O halde somut uyuşmazlığın çözümü için mahkemece, öncelikle vakfın mukataalı veya icareteynli vakıflardan olup olmadığının veya miri arazilerde mukataalı hayrata tahsis edilmeyen ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba yada şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının keşfen incelenmesi, taşınmazın konumunun düzenlenecek paftada kadim köy ve kasaba yada şehirlere göre haritasında işaret edilmesi, vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi zorunludur.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır. Öte yandan Mahkemece, mahallinde sadece fen bilirkişisinin katılımı sonucu düzenlenen rapor ile Dairemiz ve Yargıtay’ın çeşitli daire kararlarına atıf yapılmak suretiyle dava konusu taşınmazın maruf ve meşhur Kızıldağ Yayla’sı sınırları içerisinde olduğu gerekçesi ile müdahilin isteminin kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve dayanılan gerekçe hüküm kurmaya yeterli değildir. Belirtilen nedenle mahkemece yapılacak iş; vakıflara ait tapu kaydı ilk tesisinden itibaren getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenmeli, HUMK’nun 275. maddesi
2010/7968-9325
uyarınca yukarıdan beri sayılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurulmalı, vakfın niteliği saptandıktan sonra konusunda uzman olan kişiler arasından seçilecek orman mühendisi, ziraat mühendisi ve fen bilirkişinin katılımı ile mahallinde keşif yapılarak, memleket haritası, orman kadastro tutanakları da uygulanmak ve krokisinde de işaret edilmek suretiyle taşınmazın niteliğini denetime elverişli raporlar ile saptamak, dava konusu taşınmaza ilişkin tutanak ve varsa dayanağı tüm belgeler de getirtilerek incelenmek, taşınmazın orman niteliğinde olduğunun tespiti halinde Hazinenin orman iddiası ile açılmış bir davası bulunmadığı da gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.
Tüm bu hususlar gözetilmeksizin verilen karar doğru olmadığından bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı … Müdürlüğünün temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.