YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4994
KARAR NO : 2011/6209
KARAR TARİHİ : 05.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 03.02.2011 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, dava konusu 34 ada 585 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında babasının adının “…” olmasına rağmen yanlışlıkla “…” yazıldığını belirterek düzeltilmesini talep etmiştir.
Mahkemece nüfus ve zabıta araştırmaları yapılmadan tanık beyanlarına dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyada mevcut tapulama tutanağının incelenmesinde; dava konusu taşınmazın iskanen verilen tapu kaydına dayanılarak 30.10.1970 tarihinde tespit edildiği taşınmazın tapuda … oğlu …, karısı … ve evlatları … ve … adlarına kayıtlı olduğu, … oğlu …’nın payının 1943 yılında vefatı ile mirasçıları karısı …, evlatları …, …, … ve …’ye kaldığı anlaşılmaktadır. Dosyada içerisindeki davacının murisi babası …’ın veraset ilamının incelenmesinde; … ve … oğlu, 1905 doğumlu olduğu, 1986 yılında vefat ettiği, eşinin Asiye ve çocuklarının da…, … ve … olduğu görülmüştür. Bu durumda tutanak içeriği ile davacının murisi …’ın veraset ilamındaki mirasçılar birbiri ile örtüşmektedir. Ayrıca, 30.10.1970 tarihinde yapılan tapulama tespitinde dava konusu taşınmazın muris … oğlu …’nın 1943 yılında vefat etmesi nedeniyle mirasçıları adına tespit edildiği, davacının murisi …’in ise 1986 yılında yani tespitten sonra öldüğü anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece mülkiyet nakline sebebiyet vermemek için yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda nüfus müdürlüğünden kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, zabıta aracılığı ile taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı, tutanak bilirkişilerinin sağ olup olmadıkları araştırılmalı, sağ iseler tanık sıfatı ile dinlenerek kendilerinden davacının murisi babası …’in iskan tapusunda adı geçen “… oğlu …” olup olmadığı sorulmalı, ayrıca aynı kişi olduğunun beyan edilmesi halinde 1970 yılında yapılan tespit sırasında sağ olan muris adına neden tespit yapılmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Bütün bu hususlar hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde aydınlatılmadan mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazalrının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.